menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Amerika’nın “Yanlışlık” Maskesi Altındaki Katliamları

35 0
16.03.2026

Soykırımcı İsrail’in tahrikleriyle Amerika’yla birlikte başlattığı İran’a yönelik giderek sertleşen ve kapsama alanı genişleyen savaşta sivil kayıpları artarak sürüyor.

Verilen çelişkili mesajlar ve artan tehdit diliyle ivme kazanan savaşta askeri hedeflerden enerji tesislerine, hastane ve okullardan spor tesislerine, su altyapısından sivil konutlara düzenlenen ağır saldırılar yaşamı felce sürüklüyor.

İran’ın güneyindeki Minab şehrinde Şacereh Tayebeh kız okulunun ilk gün defalarca bombalanmasıyla çoğunluğu çocuk 165 kişinin hayatını kaybetmesi ve 96 kişinin yaralanması ise savaşın en karanlık sayfası olarak hafızalara işledi.

ABD yönetimi sorumluluğu kabul etmeye dirense de, Pentagon’un basına sızan ön soruşturması okulun Amerikan ordusu tarafından “güncel olmayan istihbarat” nedeniyle vurulduğunu gösterdi.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve 48 üst düzey askeri yöneticiyi trafik kameralarından cep telefonlarına kadar yapay zeka destekli son derece spesifik istihbaratla öldüren İsrail ve Amerika, her yönüyle ortada olan kız okulunu sözde “yanlışlıkla” vuruyor.

Dünyanın en gelişmiş askeri teknolojisine sahip ülkelerden biri olan Amerika, okul saldırısında da daha önceki çok sayıda katliamda olduğu gibi aynı “hedefleme hatası” tespitinde bulunuyor.

Yapay zeka destekli hedefleme sistemleri, uydu güdümlü bombalar ve geniş istihbarat ağlarına rağmen sonuç değişmiyor. Amerika geçmişten bugüne okulları, hastaneleri, düğünleri ve sivil mahalleleri hedef almaktan çekinmiyor.

 KANLI ARŞİV VE BİTMEYEN “HATA” MASALI

Minab’da okula yapılan bu ağır saldırı aslında ABD’nin son 80 yıldır sistematik olarak sürdürdüğü sözde “yanlışlıkla” yapılan sivil katliam zincirinin son halkası.

Savaş sivillere yönelik en acımasız yüzünü, 200 binden fazla masum insanın hayattan koparıldığı 1945’teki Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine atılan atom bombalarıyla gösterdi.

İki kenti yok eden Amerika’nın bu nükleer katliamı yalnızca bir savaşın sonunu değil, sivil nüfusun da savaşın doğrudan hedefi haline gelebileceği yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Vietnam’a atılan 7 milyon ton bombayla 2 milyon insanı hayattan koparan Amerika, 1968’deki My Lai katliamında ise bazı köylere saldırarak çoğunluğu kadın ve çocuk 500’ün üzerinde masum sivili öldürdü. Hatayla yapıldığı ileri sürülen bu ağır katliamla ilgili yıllarca süren soruşturmalarda yalnızca bir asker kısa süreli hapis cezası aldı.

Amerika’nın sivil katliamları 1991’deki Körfez Savaşı’nda da en ağır şekilde devredeydi. Irak’ın başkenti Bağdat’taki Amiriyah sivil sığınağının 900 kiloluk bombalarla vurulması sonucunda çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 408 masum insan hayatını kaybetti.

Bu ağır katliama karşı ABD’nin açıklaması yine tanıdıktı: “Hedefin askeri komuta merkezi olduğunu düşündük.”

DÜĞÜN CENAZE AYIRMAYAN KATLİAMLAR

İnsanların en mutlu günlerini bile kana bulayan Amerika, 2002 yılında Afganistan’ın Uruzgan bölgesindeki Kakarak köyünde düğünde yapılan kutlama ateşini saldırı sanarak yaptığı bombalamada 54 sivilin hayatını kaybetmesine neden oldu.

Yine Afganistan’da 2008 yılında Haska Meyna yakınlarında bir düğün konvoyunu bombalayan ABD güçleri, çoğu kadın ve çocuk 47 sivili öldürdü.

Yemen’de ise 2013’te Radda yakınlarında düğüne giden araçlara drone saldırısı yapan Amerika 12 sivili öldürdü. Bu iki saldırı Pentagon tarafından “istihbarat hatası” olarak nitelendirildi.

Amerika’nın katliamlarında sadece düğünler değil, cenazeler bile hedef alındı. Örneğin Pakistan’ın Datta Khel yerleşim yerinde 2011 yılında bir cenaze törenine yapılan saldırıda 40’tan fazla sivil hayatını kaybetti.

Amerikan bombardımanları savaş hukukunun en dokunulmaz alanlarından biri olan........

© Haber7