menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pakistan–Afganistan savaşı: Bölgesel gerilimden küresel güç mücadelesine

20 0
28.02.2026

Pakistan ile Afganistan arasında bugün yaşanan askeri gerilim, iki ülke arasındaki sınır hattı krizinin ötesinde, Güney Asya’dan Orta Asya’ya uzanan geniş bir jeopolitik fay hattını harekete geçirmiştir. Bu çatışma; yalnızca güvenlik boyutuyla değil, küresel güç rekabeti, enerji hatları, Çin–Hindistan dengesi ve bölgesel aktörlerin stratejik pozisyonları açısından da değerlendirilmelidir.

TÜRKİYE’NİN DURUŞU VE ARABULUCULUK POTANSİYELİ

Birleşmiş Milletler, teorik olarak uluslararası barış ve güvenliğin teminatı olarak tasarlanmış bir yapıdır. Ancak Pakistan–Afganistan hattındaki son gelişmeler, kurumun özellikle bölgesel krizlerde önleyici diplomasi üretme kapasitesinin sınırlı kaldığını bir kez daha göstermektedir.

Türkiye ise hem Pakistan ile stratejik ortaklık düzeyinde yakın ilişkilere sahip hem de Afganistan’da uzun yıllar NATO çerçevesinde güvenlik ve kapasite geliştirme görevleri yürütmüş bir ülkedir. Türkiye’nin iki tarafla da konuşabilme kapasitesi, onu potansiyel bir arabulucu haline getirmektedir. 

Türkiye açısından mesele sadece diplomatik değil; Orta Asya’ya açılan jeoekonomik hatların güvenliği, Türk Devletleri Teşkilatı perspektifi ve Çin’in Kuşak-Yol güzergâhlarıyla kesişen Orta Koridor stratejisi bakımından da önemlidir. Türkiye’nin dengeleyici ve gerilimi düşürücü bir rol üstlenmesi, bölgesel istikrarın korunması açısından kritik olacaktır.

PERDE ARKASINDAKİ OYUNCULAR: BÖLGESEL VE KÜRESEL REKABET

Pakistan–Afganistan gerilimi tarihsel olarak Durand Hattı, Peştun milliyetçiliği ve sınır ötesi militan hareketlilik gibi başlıklar üzerinden şekillenmiş olsa da bugün yaşanan çatışmanın arka planı yalnızca iki ülke arasındaki güvenlik sorunlarıyla sınırlı değildir. Mevcut tablo, daha geniş bir bölgesel ve küresel rekabet denklemine işaret etmektedir. Güney Asya’da güç dengeleri hassas bir eşikte dururken, her büyük aktör gelişmeleri kendi stratejik perspektifinden okumaktadır.

Hindistan açısından bakıldığında, Pakistan’ın batı cephesinde meşgul edilmesi, Yeni Delhi’nin stratejik hesaplarında dolaylı bir avantaj anlamına gelebilir. Zira Pakistan’ın güvenlik odağını Afganistan sınırına kaydırması, Keşmir hattındaki........

© Haber7