menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mescid-i Aksa Kapalıyken Bayram Kime?

17 0
23.03.2026

Bir an gelir, insanın içinde yıllardır sessizce duran hakikat birdenbire ayağa kalkar. Ne susturulabilir, ne de görmezden gelinebilir. O an, insanın kendisiyle yüzleştiği andır. Fatih Camii’nde yükselen o sarsıcı protesto, işte tam olarak böyle bir andı. Bir grup kadının attığı o başörtüleri, aslında bir bez parçası değildi; onlar, yüzümüze çarpan bir hakikatin, içimize saplanan bir utancın, kalbimize düşen ağır bir sorumluluğun sembolüydü.

Çünkü mesele sadece bir eylem değildi. Mesele, bir milletin kendi aynasına bakmasıydı. Ve o aynada görülen manzara, hiç de övünülecek türden değildi.

Mescid-i Aksa’nın kapalı olduğu günler uzadıkça, aslında sadece bir mabedin kapıları kapanmıyor. Bir ümmetin onuru, bir tarihin hatırası, bir inancın en canlı sembollerinden biri adım adım yalnızlığa terk ediliyor. Ve biz, bunu sadece izliyoruz. Tepki veriyoruz belki, üzülüyoruz, öfkeleniyoruz, sosyal medyada birkaç cümle yazıyoruz… ama hepsi bu.

Bayram; birliğin, kardeşliğin, paylaşmanın adıdır. Ama kardeşlerin bir kısmı açken, susuzken, kuşatma altındayken; diğer kısmı sofralarını büyütüp neşesini çoğaltıyorsa, o bayramın içinde bir eksiklik vardır. 

Bir zamanlar bu toprakların insanı, kutsalına dokunulduğunda ayağa kalkardı. Sözle değil, varlığıyla karşılık verirdi. Sadece dua etmez, dua ettiği şey uğruna bedel de öderdi. Bugün ise dua ile eylem arasındaki bağ kopmuş gibi. Kalplerimiz sızlıyor belki ama hayatlarımız değişmiyor. Acıyı hissediyoruz ama konforumuzdan vazgeçmiyoruz.

İşte insanı asıl sarsan da bu çelişki.

Kadınların o eylemi, belki de tam olarak bu yüzden bu kadar derinden etkiledi. Çünkü onlar, bizim söyleyip yapmadığımızı yaptı. Bizim içimizde büyüyen ama dışarı taşmayan öfkeyi görünür kıldı. Bizim bastırdığımız utancı yüzümüze vurdu. Ve en acısı, bunu bir suçlama diliyle değil; bir hatırlatma, bir çağrı, bir silkeleniş olarak yaptı.

Bir toplumda kadınlar ayağa kalkıyorsa, orada erkekler çoktan susmuş demektir.

Bu cümle ağırdır. Ama gerçektir. Çünkü tarih boyunca kadınlar, bir toplumun vicdanı olmuştur. Erkeklerin güçle, siyasetle, hesapla meşgul olduğu yerde; kadınlar, doğrudan hakikatin kendisine temas eder. Onların isyanı daha saf, daha çıplak, daha sarsıcıdır. Fatih Camii’ndeki o an da tam olarak buydu. Bir strateji değildi, bir organizasyon değildi, bir gösteri hiç değildi. O, içten gelen bir haykırıştı.

Ve bu haykırış, aslında bize şunu söyledi: “Siz neredesiniz?”

Bu soru kolay bir soru değil. Çünkü cevabı insanın içine dokunuyor. Biz neredeyiz gerçekten? Günümüzü neyle dolduruyoruz? Hangi meseleler için uykusuz kalıyoruz? Hangi........

© Haber7