menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hazır Ol Cenge Eğer İstersen Sulhu Salah

13 0
26.12.2025

“Hazır ol cenge eğer istersen sulhu salah.” Bu kadim düstur, yalnızca bir savaş çağrısı değil; devlet aklının, tarihî hafızanın ve askerî önsezinin özüdür. Osmanlı Cihan Devleti'nin asırlar boyunca içselleştirdiği bu ilke, barışın ancak güçle korunabileceğini, sulhun teminatının caydırıcılık olduğunu bize hatırlatır. Bugün Türkiye, tıpkı tarih boyunca olduğu gibi, yalnızca coğrafî değil; jeopolitik olarak da dünyanın en kırılgan hatlarından birinin tam merkezinde yer almaktadır.

Kuzeyimizde Ukrayna-Rusya savaşı, güneyimizde İsrail-Filistin hattında tırmanan çatışmalar ve İran üzerinden yayılan bölgesel gerilim, doğrudan veya dolaylı biçimde Türkiye’nin güvenlik algısını dönüştürmektedir. Suriye ve Irak’taki yapısal kırılganlıklar, Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti, Ege’de artan askeri hareketlilik gibi faktörler, Türkiye’yi adeta “bir ateş çemberinin ortasında” bırakmıştır. Bu tablo sadece klasik güvenlik tehditlerini değil, aynı zamanda hibrit ve asimetrik tehditlerin de çeşitlenerek arttığını göstermektedir.

Bu şartlar altında ulusal güvenlik sadece kara sınırlarının korunmasıyla değil, hava sahasının her düzeyde kontrol altına alınmasıyla mümkündür. Zira modern savaş, artık gökten gelir; bir ülkenin semaları ne kadar açıksa, kalbi de o kadar savunmasızdır. Dolayısıyla Türkiye’nin tarihsel hafızası ile güncel güvenlik gerçekliği birleştiğinde, güçlü bir hava savunma mimarisi inşa etmenin bir tercih değil, tarihsel ve stratejik bir zorunluluk olduğu açıktır.

Modern savaş artık yalnızca cephede kazanılmaz; kazanılan ya da kaybedilen savaşlar, çoğu zaman gökyüzünde başlar. Hava üstünlüğünü elde eden taraf, savaşın tüm seyrini belirleyebilirken; hava savunması yetersiz olan bir ülke, en gelişmiş kara ve deniz unsurlarına sahip olsa dahi, savunmasız ve kırılgandır. Bu nedenle hava savunması, klasik askerî mimarinin tamamlayıcı değil, kurucu bir unsurudur.

Türkiye gibi çok boyutlu tehditlerle çevrili bir ülke için hava sahasının güvenliği; egemenliğin, beka refleksinin ve caydırıcılığın bir göstergesidir. Bugün savaş sahasında kullanılan seyir füzeleri, balistik sistemler, insansız hava araçları ve hatta sürü drone teknolojileri; geleneksel hava savunma yöntemlerini aşındırmış, çok katmanlı ve entegre bir savunma........

© Haber7