Demokratik yalanlar
Yalan, hakikate ve adalete başkaldıranların tükenmez hazinesidir. Onların, işgal ettikleri topraklarda kurdukları devletler ve medeniyetler; ruhu çökmüş, içten içe çürüyen çağdaş harabelerdir.
Bize özgürlükler ülkesi diye yüceltilen ülkeler, aslında köle tüccarlarının kan ve kelle üzerine yükselttikleri imparatorlukların mayası kanla, kinle ve nefretle yoğrulmuştur. Bunlar aç kaldıklarında birbirlerini yiyen vahşi hayvanlara benzerler; doyduklarında ise azgınlaşır, şirretleşir, insani ve ahlaki hiçbir ölçü ve değer tanımadan zayıf toplumları sömürerek semirirler. Dizginlerini koparıp sınır tanımaz bir tuğyanla insanlığın üzerine yürürler. Tüm ahlaki ve hukuki sınırları çiğnerler.
Kuruluşları zulüm, işkence, soykırım ve sömürüye dayananlar, atalarının izinde yürüyerek yeryüzünü fitnenin cehennemi haline getirirler. Zulüm ve sömürünün kara bayrakları altında, yandaşlarıyla birlikte dünyayı mazlumların zindanına, işkencenin yurduna çevirirler. Nemrut’un ve Firavun’ un çağdaş suretleridir........
