Millet şâhid
Adamın yalanı su gibi içtiğine, laf ebeliğine, alavre dalavere cambaza bak tarzı aldatıcılığına ve her şeyden önce de icraatsız icraatlarına sadece İstanbul halkı değil millet şahid.
Hatta sadece millet değil kendi küçük çocuğu da şahid. Çünkü bir aile kahvaltısında atıp tutan babasına yalan söyleme baba derken tüm aile ona doğru bakıp doğruyu söylemek zorunda kalmıştı.
Sabık başkanı İstanbul halkı hizmet için seçti ama Dimyata giderken evdeki bulgurdan da oldu. Seçtiğine ve seçeceğine de pişman oldu.
Seçildiği günden bugüne yeşile bürünmüş İstanbul grileşti, Haliç yeniden koku üretmeye, toplu taşıma ve alt yapılar ise vatandaşı çileden çıkarmaya artan hızla devam ediyor.
İstanbul halkının parasını çarçur edip kendi kirli emeli için kullanmak yetmezmiş gibi Karun gibi zenginleşmek için her türlü yolu mübah gören adam yediği herzeler için hesap sorulduğunda kırk dereden su getiriyor.
Açık gizli tanıkların beyanlarına karşı savunma yapması istenirken mahkeme heyetini yargılamaya kalkacak kadar da patavatsızlaşıyor.
Mahkeme heyeti önünde, çapraz sorgulamada tanıkların iddialarına karşı savunma yapması istenirken milletimizi şahid tutup her şeyi bu kitapta yazdım diyerek, mahkeme heyetine yazdığı düzmece kitap ile cevap vermek istiyor.
Ülke tarihinde belki bir ilk. Kitapla savunma. Mahkeme heyeti bu garabete olumsuz cevap verince de savunma hakkım elimden alındı diyerek vatandaşı sokağa isyana çağırma da başka bir........
