Kim kimin boğazını daha güçlü sıkabilir?

ABD ile İsrail ve İran arasında yaklaşık kırk gün süren çatışmaların ardından sağlanan ateşkes, görünüşte bir sükûnet izlenimi oluştursa da, kalıcı bir anlaşmaya varılamaması bölgesel gerilimi farklı bir boyuta taşımıştır. Özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden şekillenen yeni kriz, askeri çatışmanın yerini ekonomik ve stratejik bir bilek güreşine bıraktığını göstermektedir. ABD’nin İran’a yönelik olarak bu kritik su yolunda fiili bir abluka uygulamaya yönelmesi, sadece iki ülke arasındaki güç mücadelesini değil, aynı zamanda küresel ekonomik dengeleri de derinden sarsan bir hadisedir.

Hürmüz Boğazı, dünya petrol piyasasına arz edilen petrolün yaklaşık beşte birinin geçtiği, enerji güvenliği açısından vazgeçilmez bir arterdir. Bu nedenle ABD’nin burada İran’a baskı kurma amacıyla attığı her adım, yalnızca Tahran yönetimini hedef almakla kalmamakta, aynı zamanda küresel piyasalarda ciddi dalgalanmalara yol açmaktadır. ABD açısından bu strateji, İran’ın ekonomik kapasitesini sınırlamak, enerji ihracatını sekteye uğratmak ve bölgesel nüfuzunu zayıflatmak için etkili bir araç olarak görülmektedir. Ancak bu yaklaşıma dayalı politikaların ve uygulamaların yan etkileri, ABD yönetiminin hesaplarının ötesine geçebilecek niteliktedir.

İran ise bu baskıya karşılık olarak Hürmüz Boğazı’nın kullanımını zorlaştıracak hamlelerle........

© Haber7