Avrupa’ya ne kadar güveneceğiz?

Avrupa Birliği (AB) ya da Avrupa ülkeleri bizim açımızdan “müspet” sayılabilecek nitelikte bir açıklama yaptığında çok seviniyoruz. Hatta ayaklarımız yerden kesiliyor ve kendimizi uçuyormuş zannediyoruz.

Son dönemde siyonist işgalin Filistinli esirlere yönelik idam yasası ve Lübnan’a yönelik saldırıları aleyhine yaptıkları münferit veya ortak açıklamaları da özellikle İslami medyada bayağı ilgi gördü.

İlgi görmesi ve gündeme getirilmesi normaldir. Elbette haksızlık ve zulüm aleyhindeki açıklama, tavır ve yorumları değerlendirebilmeliyiz. Buna hakkımız olduğu gibi ihtiyacımız da var.

Ama hadiseyi doğru bir bakış açısıyla değerlendirirken ve söz konusu açıklamaları yapanların samimiyetleri, tavırları ve ne kadar gerçekçi oldukları hakkında kanaat belirlerken daha realist bir tutum içinde olmalıyız. Bunun için de muhataplarımızın geçmişte ve bugün sergiledikleri siyasi duruşları iyi değerlendirmemiz, sözlü açıklamalarla fiili tavırlar, medyatik duruş ile pratik duruş arasındaki farkı görmemiz gerekir. Eğer bu farkı görebilirsek Avrupa ülkelerinin hoşumuza giden açıklamalarının sahada bir karşılık bulmadığını da fark eder ve bu kadar çok takdiri de hak etmediğini anlarız.

Her şeyden önce Filistin topraklarındaki siyonist işgal, Batı emperyalizminin İslam âlemine yönelik olarak sürdürdüğü fiili savaşın........

© Haber7