Maarif Meselesi 7 - Muhitten Mahfile Şahsiyetin Kök Saldığı İklim |
Önceki yazılarımızda, marifet ve irfan merkezli eğitimin önce kişinin iç dünyasında nasıl bir kıvam kazandığını, ardından bu kıvamın hayata nasıl taşındığını ele almıştık. Zihnin, gönlün, dilin, bakışın ve gücün terbiyesiyle şekillenen iç mimarinin; emekte, hünerde, zarafette ve hayatta nasıl görünür hâle geldiği üzerinde durmuştuk. Şahsiyetin yalnız içeride kurulan bir denge olmadığını, hayatın içinde davranışa, ilişkiye ve sorumluluğa dönüşerek belirginleştiğini ifade etmiştik.
Şahsiyetin kalıcı hâle gelmesi ise yalnız kişinin kendi gayretiyle açıklanamaz. İçte kurulan dengeyi besleyen, koruyan yahut zayıflatan bir çevre her zaman vardır. Kişi; içinde yaşadığı muhitten, dâhil olduğu mahfilden, teneffüs ettiği okul ikliminden, karşılaştığı öğretmenden ve kendisinden önce gelen kuşakların bıraktığı mirastan etkilenir. Bu yönüyle şahsiyet, kişisel çabanın dışında sosyal çevrede kök salar. Eğitim açısından mesele, öğrenciye yalnız doğru bilgiyi vermek değildir. Asıl ihtiyaç; kalbini besleyen, ufkunu açan, edebini koruyan, istikametini berraklaştıran ve nitelikli ilişkilerle olgunlaştıran çevrelerle öğrenciyi buluşturmaktır. Temiz muhitler, hayırlı mahfiller, huzur veren okullar, adanmış muallimler ve kuşaklar arasında taşınan irfan; eğitimin kurucu unsurlarıdır. Çocuk ve genç, çoğu zaman bilgiden önce iklimden, nasihatten önce örneklikten, dersten önce ilişkiden etkilenir.
Bu yazıda, şahsiyetin hangi çevrelerde kök salıp hangi ilişkiler içinde derinleştiği üzerinde duracağız. Temiz muhitlerde kurulan hayırlı mahfillerden okulun huzur ve güven üreten iklimine, muallimin adanmış rehberliğinden kuşaklar arasında taşınan irfanın sirayetine uzanan bu başlıklarla; eğitimin hem ferdi hem de onu kuşatan çevreyi inşa etmek zorunda olduğunu göstermeye çalışacağız.
TEMİZ MUHİTLERDE HAYIRLI MAHFİLLER BULUNMAK
İnsan, içinde bulunduğu muhitin etkisi altında şekillenen bir varlıktır. Muhit kelimesi, Arapça kökeni itibarıyla kuşatmak, çevrelemek, etrafını sarmak manalarını taşır. Bu yönüyle muhit, insanı yalnız dışarıdan çevreleyen bir alanla sınırlı olmayıp sürekli ilişki içinde bulunduğu, onu fark ettirmeden etkileyen insan halkasını da ifade eder. Çocuk ve genç, hangi sözlerin konuşulduğu, hangi tavırların benimsendiği, neyin kıymetli sayıldığı, neyin küçümsendiği bir çevrede yetişiyorsa zamanla onun diliyle, iklimiyle ve yönelişleriyle biçimlenir. Nitekim Peygamberimiz: “Her çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” (Müslim, Kader, 22) buyurarak çevrenin ve ilk temas halkalarının insan üzerindeki derin tesirine işaret etmiştir. Bu hadis-i şerif, insanın yaratılıştan saf, hakikate açık, iyiliğe meyyal ve Yaratıcısını tanıyabilecek bir kabiliyetle dünyaya geldiğini; aile, çevre ve eğitim ikliminin ise bu cevheri şekillendirdiğini gösterir. Eğitim, yalnızca bilgi kazandırmakla yetinemez, çocuğu ve genci hangi muhitlerin içine yerleştirdiğini de önemsemek zorundadır.
Asıl mesele, çocuğu ve genci temiz muhitlerle buluşturmaktır. Temiz muhit; fıtratı örselemeyen, kalbi besleyen, ufku açan, edebi koruyan ve hayırlı ilişkilere kapı aralayan çevredir. Dili kabalaştıran, dikkati dağıtan ve yönü bulandıran çevrelerin eline bırakmak, eğitimin kurucu maksadıyla bağdaşmaz. Böyle bir muhit içinde kurulan dostluklar, yapılan sohbetler ve paylaşılan emekler zamanla şahsiyetin harcına dönüşür. İnsan, nasıl bir muhit ediniyorsa zamanla onun tesiriyle konuşur, onun tesiriyle düşünür, onun tesiriyle yön bulur. Bu sebeple temiz muhit, şahsiyet terbiyesinin dışarıdan kurulan en hayati desteklerinden biridir.
Mahfil ise bu muhitin içindeki şuurlu buluşma halkasıdır. Kelime olarak toplantı yeri manasını taşır. İslam mimarisinde camilerde yer alan, kimi zaman yerden yüksek, kimi zaman parmaklıklarla çevrili özel bölümlere verilen bu ad; zamanla yalnız mimarî bir unsuru değil, ortak bir gaye etrafında toplanan ruh ve fikir birlikteliğini de ifade eder hâle gelmiştir. Hünkâr mahfili, müezzin mahfili ve kadınlar mahfili gibi kullanımlar, bu kelimenin dinî ve mimarî köklerini gösterir. Ardından kelime sosyal ve edebî bir muhteva kazanmış; şairlerin, yazarların, sanatkârların ve münevverlerin fikir alışverişinde bulunduğu dergiler, kıraathaneler, sohbet halkaları ve edebiyat çevreleri de mahfil diye anılmıştır. Böylece mahfil, bir mekânın ötesinde aynı hassasiyeti, aynı edebi ve aynı istikameti paylaşan gönüllerin buluşma iklimini karşılayan daha geniş bir anlama kavuşmuştur.
Bugün bu kelime dijital dünyada da yeni karşılıklar bulmaktadır. Güvenilir ve ahlaklı içerik üretimini önceleyen dijital platformlar için de aynı adın kullanılması, mahfil fikrinin mekândan bağımsız bir irtibat ve paylaşım zemini olarak yaşamaya devam ettiğini gösterir. Ancak ister cami içinde ayrılmış bir bölümde, ister bir sohbet halkasında, isterse dijital bir zeminde olsun, mahfili kıymetli kılan asıl unsur; kurulan dilin kalitesi, taşınan edep, paylaşılan niyet ve ortak gayenin niteliğidir. Küçük de olsa sağlıklı bir mahfil, çoğu zaman kalabalık fakat ruhsuz bir meclisten daha bereketlidir.
Geçmişte tekke halkaları, ahi meclisleri, vakıf çevreleri ve ilim sohbetleri bir bakıma böyle mahfillerdi. İnsan oralarda yalnız bilgi edinmezdi; dost edinir, üslup edinir, yön edinir, muhit edinirdi. Temiz muhitlerde kurulan bu mahfiller, kişiyi benmerkezci daralmadan çıkarır; onu iyiliği, güzelliği ve faydayı çoğaltan ortak bir kıvama taşırdı. Bugün de eğitimin önemli vazifelerinden biri, çocukları ve gençleri böylesi mahfillerle buluşturmak, onları güven veren dostluklara, bereketli çevrelere ve hayırlı ortaklıklara yöneltebilmektir. Çocuk ve genç, böyle mahfiller içinde kendini ifade etmeyi öğrendiği kadar dinlemeyi, katkı sunmayı, paylaşmayı, ortak hedefe sadakat göstermeyi ve başkasının varlığıyla zenginleşmeyi de öğrenir. Bu iklimlerde yalnız bilgi terbiye etmez; birliktelik, üslup, sohbet ve ortak emek de terbiye eder.
Bu anlayışın eğitimde karşılık bulabilmesi için okullarda ve sosyal çevrede; sohbet, fikir alışverişi, sanat, toplum hizmeti, okuma, üretim ve ortak sorumluluk etrafında buluşulabilecek temiz ve nitelikli mahfiller oluşturulmalıdır. Çocuklar ve gençler, dilini, üslubunu, ahlâkını ve hedefini güzelleştirecek örnek şahsiyetlerle aynı muhit içinde bulunabilecekleri güvenilir çevrelere yönlendirilmelidir. Mahfiller de yalnız etkinlik yapılan alanlar olarak bırakılmamalı; iyiliği, güzelliği, paylaşımı, tefekkürü ve ortak gayeyi çoğaltan terbiyeli buluşma halkaları hâline getirilmelidir.
Temiz muhitlerde kurulan hayırlı mahfiller, çocuğun dostluklarını ve düşüncesini şekillendirmenin yanı sıra okulla, öğretmenle ve ortak hayatla kurduğu ilişkiyi de daha sahih bir zemine taşır.
OKUL: HUZURUN, GÜVENİN VE AİDİYETİN İKLİMİ
Maarif geleneğinde eğitim, yalnızca sınıfta gerçekleşen bir faaliyet olmakla sınırlı kalmaz. Kişi, ilişkide, hâlde ve davranışta da şekillenir. Okul, ders yapılan bir mekânın ötesinde çocuğun kendini emniyette hissettiği, değer gördüğü, fark edildiği ve yavaş yavaş kıvam kazandığı bir hayat alanına dönüşmelidir. Şahsiyetin görünür hâle geldiği kurucu bir iklimdir okul.
Kalbe temas etmeyen bilgi, zihinde derin bir yankı bulmaz.........