Hayalin hakikati
Psikolojik romanlarımızdan A‘mâk-ı Hayâl’in yazarı Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi’nin hayalin fenler, sanayi (sanat) ve din - maneviyattaki görevlerine mahsus düşüncelerini de yine Ruh Hallerinin İlmi - İlm-i Ahvâlir'r-Ruh (Psikoloji, haz.: Hicret Osta, Büyüyenay, 2019) adlı kitabından şu şekilde özetleyebiliriz:
Fenlerde yani bilimlerde hayali, birçok bilimsel keşfin önce hayal edilen bir varsayım olarak ortaya çıkması bakımından Hipotez (faraziye); geometri ve matematikteki şekillerin doğada hazır halde bulunmayı bakımından Şekil ve Sayıların İcadı olarak ikiye ayıran Filibeli Ahmed Hilmi; sanatta hayali, insanın doğada kendi düzenine göre kaim olan güzellikle yetinmeyip, daha da güzeli arama (kendince güzelleştirme / güzelliği mükemmelleştirme) yani doğadakiyle diğer bir söyleyişle doğadakini taklitle yetinmeme temelinde yine ikiye ayırmıştır:
1-Kurgu / Masal (Fiction / Ürcûfe)
2-İdeal (Bedia)
Kurgu /Ürcûfe ile örneğin çok başlı ejderha yapmak gibi doğada olmayan şeylerin uydurulmasını, dolayısıyla doğa yasalarını umursanmayıp gerçekdışı bir düzeyde hareket edilmesini; İdeal / Bedia’dan da doğayı taklit etmeyi aşıp onu kendi görüş ve zevkine göre yeniden güzelleştirmek suretiyle gerçekliğe daha uygun hale getirmenin ötesinde güzelleştirme anlamında ondakinden daha mükemmel olanı yapmayı kastetmiştir.
Din ve Maneviyatta ise hayalin, efsaneler (mitler) ve semboller esasında dini anlayışta çok etkili olduğunu söyleyen Filibeli Ahmed Hilmi, insanın çocukluk döneminde doğayı ve manevi âlemi iyi anlayamadığı için hayal gücüyle örneğin ruhu........
