İki sene sonra barış mı? |
· Aksa Tufanı'nın üzerinden iki sene geçti. Katil Siyonistler onbinlerce Müslümanı şehid etti.
· Şimdi Trump’ın emriyle, taraflar acele bir barışa zorlanıyor. Hamas, aleyhine olan şartları diplomasi ile lehine çevirmeye çalışıyor.
· Geçmişte Filistin'in kaderini etkileyen iki barış antlaşması imzalanmıştı.
· 17 Eylül 1978’de inzalanan Camp David Anlaşması.
· 13 Eylül 1993’te 1. Oslo Anlaşması. 28 Eylül 1995’te 2. Oslo Anlaşması.
· Şimdi bu anlaşmaların ışığında bugünü değerlendirmeye çalışalım.
İki sene önce yazdığım makalemin son paragrafı ile başlamak istiyorum:
Filistin ve Kudüs davasını tereddütsüz bir şekilde savunup işgalci İsrail'in zulüm ve haksızlıklarını her zaman dile getirdim. Özellikle Nekbe'yi anlatarak İsrail'in bir "terör devleti" değil, bir "terör örgütü" olduğunu söyledim. Önemli olan Mescidi Aksa ve Kudüs'ün tam özgür olması ve mazlum Filistin halkının İsrail teröründen kurtulmasıdır. Bunun için de doğru zamanda, doğru yerde, doğru eylemlerin yapılması lazım. Filistinli bütün grupların ittifak ve ortak akılla hareket etmesi lazım. Bütün İslam dünyasının Filistin davasında birlik ve beraberlik içinde olması lazım.
Maalesef yalnız bırakılan Filistinliler, son çare olarak Siyonist destekçisi Trump’ın barış planına olumlu yaklaştıklarını duyurdular. Hamas’ın verdiği cevap siyaset ve diplomasi açısından mükemmel olmakla birlikte, önemli olan bu görüşlerini sonuna kadar savunmalarıdır. Eğer müzakerelerde geri adım atarlarsa sinsi Siyonist plan devreye girecektir.
Geçmişte Filistin için iki önemli barış süreci yaşandı. Birincisi olan Camp David Anlaşması doğrudan ilgili olmasa da önemli maddeleri yine Filistin’in geleceği konusundaydı. Anlaşmayı imzalayan Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin idi. Peki bu sürece nasıl gelindi?
YOM KİPUR SAVAŞI
Bilindiği gibi 1967 yılında “6 gün savaşı” ile İsrail Kudüs’ü, Batı Şeria’yı, Gazze’yi, Suriye’de Golan Tepelerini ve Mısır’da Sina Yarımadası’nı işgal etti. Süveyş Kanalı’na kadar ilerleyerek burayı kendine sınır olarak kabul etti. Mısır ise bu işgali hiçbir zaman kabul etmedi. Cemal Abdünnasır’dan sonra yerine geçen Enver Sedat görünüşte ılımlı biriydi. Fakat hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kadar sinsi ve intikamcıydı. Sina Yarımadasını İsrail'e bırakmaya hiç niyeti yoktu. Büyük bir gizlilik içinde askeri ve stratejik hazırlıklara başlandı. En küçük ayrıntıya kadar planlar yapıldı. Harekatın başlayacağı gün bile titizlikle belirlendi
Yahudiler kutsal gün olan Yom Kippur'a hazırlanıyordu. Kefaret gününde yapılacak ayinlerle bağışlanmayı umuyorlardı. Fakat Enver Sedat, 6 Ekim 1973’ü (Ramazan'ın 15'i) ajandasına çoktan kaydetmişti. Önce topçular ateşe başladı. Sonra Süveyş Kanalı üzerine hızla seyyar köprüler kuruldu. Mısır tankları, zırhlı birlikleri ve askerleri artık Süveyş'in doğusundaydılar. Fakat yüksek kum tepeleri nasıl aşılacaktı? Bu zannedildiği kadar kolay değildi!
Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünen Mısır kurmayları, bir zirai aleti askeri silaha dönüştürerek........