menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doksan dakikalık bir vicdan sınavı

16 0
16.07.2026

İnsan bazen bir haber okur, bir fotoğraf görür ve o anın ağırlığıyla sarsılır. Haber bültenlerinin hızıyla geçip gittiğimiz o sahnelerden biri, geçtiğimiz günlerde Batı Şeria’dan yankılandı. Demokrat Partili ABD Kongre Üyesi Ro Khanna, işgal altındaki topraklarda yürüdüğü sırada eli silahlı yerleşimciler tarafından durduruldu. Üstelik bölgeye intikal eden İsrail askerleri de bu zulme bizzat ortak oldu ve heyetin tek bir adım atmasına dahi izin vermedi.

İnsanın iyide oldu diyesi geliyor.

Bizim asırlardır rakamlardan ve soğuk istatistiklerden ibaret sandığımız Filistin gerçeği, bir Amerikan siyasetçisinin namluların gölgesinde geçirdiği o doksan dakikada bütün çıplaklığıyla gözler önüne serildi.

Dışarıdan bakınca sadece bir zaman dilimi gibi duruyor doksan dakika. Ancak o doksan dakika, Filistin halkının her gün, her saat soluduğu o boğucu zulmün batılı bir temsilci tarafından tesadüfen tecrübe edilmesinden ibarettir.

Amerika'ya döndüğünde Khanna'nın kurduğu cümle, aslında mevzunun düğümünü çözen bir itiraf niteliğindeydi. O, bir Amerikan Kongre üyesini bile doksan dakika boyunca namluların gölgesinde çaresiz bırakabiliyorlarsa, bir Filistinlinin doğduğu günden öldüğü güne kadar neler yaşadığını bir düşünün diyordu.

Mesele tam olarak budur. Bir dünya gücünün temsilcisi doksan dakika özgürlüğünden mahrum kalınca dünya ayağa kalkıyor. Peki ya o topraklarda doğan çocuk. O çocuk ki dünyaya gözlerini kontrol noktalarının soğuk betonunda açıyor. Silah seslerini ninnisi, bombaları oyuncağı biliyor. Babası sabah evden çıktığında akşam döneceğinden emin değil, annesi evladını okula........

© Haber Vakti