Tapu değil, tasfiye: İsrail'in gizlenen tarihi

İsrail–Filistin meselesi yıllardır yüksek sesle konuşuluyor ama garip bir şekilde hiç derinleşmiyor. Aynı cümleler, aynı sloganlar, aynı kaçamak gerekçeler… Oysa bu dosya bağırarak değil, sustuklarımızı konuşarak anlaşılabilir. Çünkü İsrail meselesi bir “din savaşı” değil, bir “emlak anlaşmazlığı” hiç değil; modern çağın en sistematik nüfus tasfiyelerinden biridir.

Önce şu ezberi bozalım: Filistin’de sorun Yahudilikle başlamadı. Siyonist hareket Filistin’e gelmeden önce, bu topraklarda yüzyıllardır yaşayan Yahudiler vardı ve kimse onları sürmüyordu. Kırılma noktası din değil, Avrupa’dan ithal edilen kolonyal Siyonist projedir. Bu proje, bir halkın “dönüşü” değil, bir coğrafyanın masa başında, yerli halk yok sayılarak yeniden tasarlanmasıdır. Filistinliler bu süreçte ne masadaydı ne de imza sahibiydi; sadece sonuçlara maruz bırakıldılar.

Sıklıkla tekrarlanan “Araplar toprak sattı” iddiası ise bu tasfiyeyi masumlaştırmak için üretilmiş en konforlu yalandır. Gerçek şudur: Satılan toprakların büyük kısmı, Filistin’de yaşamayan, Osmanlı’dan miras büyük mülklere sahip birkaç elit aileye aitti. Köylü satmadı; köylü, satılan toprağın üzerinden sürüldü. Dahası, 1948’e kadar Yahudilerin satın aldığı toprak oranı Filistin’in yüzde 6–7’sini geçmiyordu. Yani Filistin’in yüzde 93’ü satılmadı. Buna rağmen bugün Filistinliler topraklarının yüzde........

© Haber Vakti