Sırça köşkün gölgesinde, Küresel korkular ve Mazlumlar
Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk’ünde anlatılan hikâye, bir masal gibi başlar ama gerçeği yüzümüze çarparak biter. Parlak, gösterişli, insanı kendine hayran bırakan bir saray… Fakat yaklaştıkça fark ederiz ki bu saray camdandır. Kırılgandır. Ve en tehlikelisi şudur: İnsanları korumaz, onları korkularıyla terbiye eder.
O köşk, aslında insanın kendi eliyle büyüttüğü korkuların mimarisidir. Zamanla insanlar, köşkün sağlamlığına değil; köşksüz kalma ihtimaline korkar hâle gelir. Sabahattin Ali’nin uyarısı tam da buradadır: Kendi korkularımızı kutsallaştırdığımızda, özgürlüğümüzden vazgeçmiş oluruz.
Bugün bu Sırça Köşk, tek bir ülkede değil; bütün dünyada yükseliyor.
KORKUNUN MİMARLARI KİMLER Mİ ?
Orta Doğu coğrafyasına bakın. Filistin’de bombalar düşerken “güvenlik” deniliyor. Suriye’de şehirler yerle bir edilirken “istikrar” deniliyor. Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da yıllardır süren yıkım, hep daha büyük bir tehdidi önleme gerekçesiyle açıklanıyor. İnsanlar yoksullaşıyor, evsiz kalıyor, çocuklar büyüyemiyor; ama korku sürekli canlı tutuluyor.
Bu korkunun mimarları çoğu zaman büyük devletler oluyor. Amerika, İsrail, Rusya, Çin… Hepsi kendi güvenlik........
