menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sayın Erdoğan'ın asıl sınavı

14 0
20.02.2026

Yük Omuzda Değil, Etrafında:

Bir gün büyük bir meydanda güçlü bir adam kürsüye çıkmış. Kalabalık onu alkışlıyormuş. Adam konuşmaya başlamış ama bir tuhaflık varmış… Sırtında görünmez bir çuval.

Meğer çuvalı kendi taşımıyormuş.

Arkadan birileri gizlice içine bir şeyler atıyormuş: Biri “Ben senin adınla seçildim” yazılı bir dosya koymuş. Biri “Ben senin sayende makamdayım” diye bir klasör bırakmış. Bir başkası da “Ben konuşurum, sen sus” yazılı bir megafon atmış çuvala.

Adam dönüp bakmış, kimse yok. Herkes “Biz senin yanındayız” diye bağırıyormuş.

En arkadan bir çocuk seslenmiş: “Amca, yükü sen taşımıyorsun aslında… Sana yüklenenleri taşıyorsun.”

Kalabalık gülmüş. Ama bazıları başını öne eğmiş.

Bugün Türkiye’nin iki temel meselesi var.

1. SAYIN ERDOĞAN’IN SIRTINA YÜK OLAN VASIFSIZ SADAKAT

Sayın Recep Tayyip Erdoğan güçlü bir lider profili çizdi. Mücadele etti, bedel ödedi, krizler yönetti.

Ancak her güçlü liderin etrafında iki tip insan oluşur: Gerçek dava arkadaşları… Ve ismin gölgesinde büyüyenler.

Bugün en büyük sorun; Sayın Cumhurbaşkanı’nın ismi sayesinde vekil olan, makam sahibi olan, konum elde eden ama o makamın ağırlığını taşıyamayan isimlerdir.

Onlar seçim meydanlarında görünmezler ama koltuk dağıtılırken ön sıradadırlar. Onlar riskli zamanda susarlar ama kazançlı zamanda en yüksek sesi çıkarırlar. Onlar eleştiriyi bastırmayı sadakat zannederler.

Sayın Erdoğan’ın yalnızlığı tam da burada başlıyor.

Kalabalık var, ama omuz veren az. Alkış var, ama yük paylaşan yok.

Eleştiri geldiğinde savunmak yerine bağıran… Sorgulama olduğunda cevap üretmek yerine yaftalayan… Toplumun nabzını tutmak yerine ekranlarda sertleşen bir dil kullanan bu anlayış; Sayın Cumhurbaşkanı’na güç değil, yük olur.

Bir liderin arkasında durmak başka, arkasına saklanmak başkadır.

İsmiyle vekil olup, o ismin ağırlığını taşıyamamak; siyasetin en trajikomik hâlidir.

2. MUHALEFETİN SİYASETİ SADECE SAYIN ERDOĞAN ÜZERİNDEN KURMASI

Başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere muhalefetin önemli kısmı siyasal dilini bir projeye değil, bir isme karşı kuruyor.

Ana cümle şu: “Sayın Erdoğan gitsin.”

İktidar alternatifi olmak, yalnızca karşı olmak değildir. Proje üretmek gerekir. Vizyon ortaya koymak gerekir. Topluma umut vermek gerekir.

Sayın Erdoğan üzerinden siyaset inşa etmek, aslında onu merkezde tutmaya devam etmektir.

Bu durum iktidarı da rahatlatmaz, muhalefeti de güçlendirmez. Sadece denetimi zayıflatır.

Yazının başındaki meydandaki adama dönelim.

Adam bir gün çuvalı yere bırakmış. “Kim ne koyduysa gelsin alsın” demiş.

Kalabalıktan birkaç kişi yavaşça geri çekilmiş. Bazıları göz teması kurmamış. Bir iki kişi de “Biz zaten taşımıyorduk” demiş.

Adam o an ilk kez hafiflemiş. Yalnız kalmış ama dik durmuş.

Belki de asıl güç; kalabalığın çokluğu değil, yükün paylaşılmasıdır.

Ve belki de bir lideri yoran şey muhalefeti değil… Onun adıyla yükselip, ağırlığını taşımayanlardır.


© Haber Vakti