Jonestown'dan Gazze'ye: Bir 'Kutsal Yıkım' psikolojisi
Tarih, bazen tozlu raflarda kalan bir trajediden ibaret değildir; bazen bugün yaşadığımız dehşeti anlamamızı sağlayan bir aynadır. 1978 yılında Guyana’nın balta girmemiş ormanlarında, Jim Jones adlı bir narsisistin peşinden giden 918 kişinin siyanürle sonlanan hikayesi, sadece bir "tarikat faciası" mıydı? Yoksa bir ideolojinin, bir toplumu nasıl kolektif bir cinnete sürükleyebileceğinin evrensel formülü müydü?
Bugün Siyonist rejimin Gazze’de ve bölgede yürüttüğü politikaları izlerken, Jonestown Katliamı ile olan korkutucu benzerlikler, meselenin sadece toprak değil, bir "zihin kontrolü" meselesi olduğunu fısıldıyor.
İZOLASYON: ORMANDAKİ KAMP VE ZİHİNSEL GETTO
Jim Jones, takipçilerini Guyana’ya götürdüğünde ilk yaptığı şey onları dış dünyadan koparmaktı. Bilgi akışını kesti, dışarıdaki herkesi "düşman" ilan etti. Siyonist rejim de bugün İsrail toplumunu zihinsel bir gettoya hapsetmiş durumda. Dünyanın geri kalanından gelen haklı tepkiler, "anti-semitizm" kalkanıyla filtreleniyor. Tıpkı Jonestown sakinleri gibi, modern İsrail toplumu da dışarıdan gelen her eleştiriyi bir "varoluşsal tehdit" olarak algılayacak şekilde kodlanıyor.
SEÇİLMİŞLİK İLLÜZYONU: "VAAT EDİLMİŞ" BİR FELAKET
Jones, müritlerine "seçilmiş azınlık" olduklarını ve sadece kendilerinin gerçek adaleti kurabileceğini vaat etmişti. Bu "seçilmişlik" duygusu, onlara başkalarına (ve en sonunda kendilerine)........
