menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Danışmayanlar

2 0
previous day

"Bir devlet adamının büyüklüğü, etrafındaki danışmanların büyüklüğünden bellidir"

Yukarıdaki söz merhum şair, yazar ve edebiyat öğretmeni Nihad Sâmi Banarlı'nın 1985 yılında neşredilen "Devlet ve Devlet Terbiyesi" kitabında geçen bir sözdür. Atalarımızın "danışan dağı aşmış, danışmayanın yolu şaşmış" sözünü de perçinleyen bir söz olmuş. Geçmişten günümüze doğru bakınca günümüzdeki danışmanların çoğunun aslında ne kadar vasıfsız, vizyonsuz ve kimliksiz olduğunu görebiliyoruz.

Başarı, ekip işidir. Ekip ruhunun olmadığı yerde başarı beklemek beyhudedir. Göreceli başarılara aldanmayın. Algıyla ve sloganlarla insanları bir yere kadar ikna edebilirsiniz. Son yıllarda ülkesini ve milletini seven insanların devlet kurumlarında maruz kaldığı nahoş durumların sebebini irdelemeye çalışacağım. Önemli bir konuda üst düzey bir devlet adamıyla görüşmek istediğiniz zaman karşınıza isminin başında başdanışman, danışman, sanat danışmanı, basın danışmanı veya özel kalem olan birileri çıkıyor.

Siz derdinizi uygun bir dille anlatsanız da sözkonusu danışmanlar sizi can kulağıyla değil, yan kulağıyla dinliyorlar. Sizinle ilgilenmiyorlar, ilgileniyormuş(!) gibi yapıyorlar. Çünkü sizi kişisel menfaatlerine göre değerlendiriyorlar. Eğer söyledikleriniz onların kişisel(!) menfaatlerine uymuyorsa sizi çay-kahve ikram edip kibarca kovuyorlar. Bir daha gittiğinizde veya aradığınızda ise "Beyefendi öyle şeyleri sevmez", "Beyefendi duymasın", "Beyefendi'nin bilgisi yok", "Beyefendi'ye ilettik ama bir şey demedi" gibi sözler duyarsınız.

Danışman deyip geçmeyin. Sınırsız yalan söyleme ve iftira atma hakları var. Diyelim ki, 30 yıllık dostunuz bir makama geldi. Sizin de haklı olduğunuz bir konuyu o........

© Haber Vakti