Ya İlahî bize Tevfikini gönder!

Mehmet Akif "Süleymaniye Kürsüsünde"den dün şöyle dua ediyordu:

Yâ İlâhî bize tevfîk’ini gönder…

– Âmin!

Doğru yol hangisidir, millete göster…

– Âmin!

Rûh-i İslâm’ı şedâid sıkıyor, öldürecek.
Zulmü te’dîb ise maksûd-i mehîbin, gerçek,
Nâra yansın mı berâber bu kadar mazlûmîn?
Bî-günâhız çoğumuz… Yâ Rab, bizi afv eyle…

– Âmin!

Yâ İlâhî bize tevfîkini gönder…

– Âmin!

Doğru yol hangisidir, millete göster…

– Âmin!

Müslüman mülkünü her yerde felâket vurdu…
Bir bu toprak kalıyor dînimizin son yurdu!
Bu da çiğnendi mi, çiğnendi demek Şer’-i mübîn;
Hâk-sâr eyleme yâ Rab, onu olsun…

– Âmin!

Ve’l-hamdu li’l-lâhi Rabbi’l-âlemîn.

Gelin biz de nefis muhasebesi yaparak kendi nefsimizi hesaba çekelim, suçlarımızı, günahlarımızı itiraf edelim, “inni küntü minezzalimin” diyerek cahillerden ve zalimlerden olduğumuzu kabul ettikten sonra “tevbe-i nasuh’a” ile tevbe istiğfar edelim ki Allah (cc) bizi bağışlasın ve dualarımızı kabul etsin. Tabi özellikle siyasiler, bürokratlar, basın mensupları, iş adamları, muallimler, kanaat önderleri, sanatçılar, basın mensupları olarak bizler, “kul hakkı”na giren konularda sebep olduğumuz yanlışlarla ilgili olarak zarar görenler ya da hakkı engellenenlerle nasıl helalleşeceğiz?

Hep düşmanlarımızın, rakiplerimizin, ötekilerin yanlışlarına odaklandık, altın nesil” diye tanıttığımız İmam-Hatiplilerimizin içindeki çürüme ortada. Birçoğu torpilli personel oldu bizden siyasilere. Kendi nefsimizdeki ve çevremizdekilerin yanlışlarını görmedik, görmezden geldik, hatta onları gizledik. Hani “adil şahitler” olacaktık. Bir kavme olan düşmanlığımız bile bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmeyecekti. Yanlış yapan babamız da olsa, karşımızdakiler düşman da olsa, Hak’dan, adalet’ten yana olacaktık! O troller yok mu ah o toroller. Siz onları cehenneme sürüklüyorsunuz, onlar da sizi, birlikte yanacaksınız.

(Maide 8)’de ne deniyordu, bize: "Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin. Adaletli olun; bu, Takvâ’ya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

(Nisa 135): "Ey iman edenler! Kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettiğiniz kimse) zengin olsun, yoksul olsun Allah, ikisine de (sizden) daha yakındır. Öyleyse adaletten ayrılıp da nefislerinizin (menfaatinizin) ardına düşmeyin. Eğer (şahitlikte) gerçeği çarpıtır veya (şahitlikten) kaçınırsanız bilin ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."

Siz, düşmanlarımız, karşımızdaki partiler, rakip şirketler, hatta sizin kendinize has kıldığınız cemaatimizin dışında kalanlar(!?), ya da vakıf, dernek, sendika, kanaat önderlerine karşı böyle mi davranıyorsunuz ya da........

© Haber Vakti