Ulus devletlerin sonu mu?

Bakıyorum da “Ulus devletler dağılıyor” diye birileri karalar bağlıyor. Ulus devletinin kökleşmesi ve kendi içinde yenilenmesi 1789 Fransız devriminden sonra oldu. Uluslararası düzen de bu yeni uluslar arasındaki barış temeli üzerinde yükseldi. Aslında Ulus devleti kuran akıl hiçbir zaman barışçı olmadı. Önce kendi aralarında yüzyıl savaştılar, sonra da sözde bir barış yaptılar ve sömürü mirasını paylaştılar. Ulus devlet fikriyatın arkasında Anglikanlar, Roma/Vatikan ve Germen aklı var.

Hiç düşündünüz mü, "ulus devlet", "uluslararası düzen" ve "vatan" fikrini kim ne zaman ortaya attı? Ulus devlet (nation-state) fikri, Westefelya sürecinde Anglikan dünyası, Roma/Vatikan ve Germen dünyasında 16. Yy.da tartışılmaya başlandı, Fransız devrimi ile bugüne dönük süreç başladı. Jean Bodin (1530–1596) Egemenlik (souveraineté) kavramını sistemleştirdi. Ona göre Devlet, tek ve bölünemez bir otorite idi. Thomas Hobbes (1588–1679)’e göre ulus devlet, bireylerin güvenliği için kurduğu yapay bir güçtü (Leviathan). Jean-Jacques Rousseau (1712–1778) Halk egemenliği ve genel irade fikri ve toplumsal sözleşmeden söz etti. Kırılma anı 1789 Fransız Devrimi oldu. Artık egemenlik halka ait olacak Krala değil... Aynı sınırlar içinde yaşayanlar yurttaşlık temelinde ortak kimlik ve egemenliğe sahip halk olacaktı.

“Uluslararası düzen” fikri her devlet egemenliğine karşılıklı saygı, sınırların tanınması, başka devletin iç işlerine karışılmaz fikri çerçevesinde şekillenmeye başladı. Hugo Grotius (1583–1645) Uluslararası hukuktan söz ederken, “savaşın bile kuralları olmalı” dedi.

Immanuel Kant (1724–1804) Kalıcı Barış” fikrini ortaya attı. “Kuvvetler ayrılığı ilkesi”, Montesquieu tarafından 1748 yılında yayımlanan "Yasaların Ruhu" (De l'esprit des lois) adlı eserinde teklif edilmiştir. Bu fikir, daha önce John Locke'un 1690'daki çalışmalarında yasama ve yürütme ayrılığı olarak kısmen ele alınmış olsa da Montesquieu yasama, yürütme ve yargı olarak üçlü bir ayrımı sistematik hale getirmiştir.

Türkçedeki “vatan” kelimesinin batıdaki karşılığı Latince “Patria”. Bu tanım antik Roma dönemine dayanır ve "atalar toprağı" olarak tanımlanır; bu fikir, 19. yüzyılda Fransız tarihçi Fustel de Coulanges tarafından "La Cité Antique" (1864) eserinde detaylıca açıklanmıştır. Genel anlamda “Ulusun toprağı” anlamında kullanılmaktadır.

Milliyetçilik’te Vatan kavramı ayrı bir anlam kazanır. Johann Gottfried Herder (1744–1803), dil, tarih ve gelenekle birlikte ülke toprağına ayrı bir anlam yükler. Giuseppe Mazzini (1805–1872)Vatan için fedakârlık fikri”ni ortaya atar. Krala sadakatin yerini vatana ve ulusal sadakat fikri alır. Vatan fikri romantik politika olarak doğar ve milliyetçiliğe kapı aralar. Fransız devrimi sonrası Ulus devlet fikri güç kazanır ve ardından uluslararası düzen doğdu. Protestanlığın Sekülerizm kavramı Kapitalizme, Fransız devrimin kilise otoritesinin kırılması sonucu Sosyalizme evrildi.

Voltaire (asıl adı François-Marie Arouet) 1694-1778 yılları arasında yaşadı. Fransız Aydınlanma Çağı'nın en önemli filozoflarından Volterin bu fikirlerin topumda tartışılmasında önemli bir figürdür. Makyavel (Niccolò Machiavelli (1469- 1527) İtalyan Rönesans Dönemi’nin ünlü siyaset filozofu ve "Prens" kitabının yazarı olarak geleneksel devleti savundu. "Makyavelizm" Makyavel Rönesans'ın başlarında, Voltaire ise Aydınlanmanın zirvesinde yaşamıştır. Rönesans aslında sömürge döneminde geçmiş büyük devletlerin bilgi ve bilgelikleri üzerinde gelişti. Aydınlanma dönemi ise aslında büyük bir karartma dönemini ifade eder.

Modern ulus devlette “sivil toplum” çok önemli bir aktör olarak öne çıksa da zaman içinde partiler, ulus devlet, yerel yönetim ve uluslararası örgütler STK’ları fonlayarak arka bahçelerine hapsettiler. “Sivil toplumu” Gramsci isimli, İtalyan bir sosyalist tanımladı.

Antonio Gramsci'nin (1891-1937) sivil toplum anlayışı, klasik liberal........

© Haber Vakti