menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bugün Arefe, Yarın Bayram!

115 0
previous day

Bugün günlerden Arefe. ʿarafa ve Arafat, “bilme, tanıma, irfan” anlamı taşır. Aynı kökten gelen kelimelere örnek olarak arif, irfan, maarif, itiraf gibi kelimeler verilebilir. Arafat’taki o “duruş” olmasa hac olmaz. Arafat’ta kişinin kendi günahlarını kendine itirafı olmaz ise daha sonraki şeytan taşlama, tavaf da olmaz. Önemli olan o ibadetleri şeklî olarak yapmak da değil, o şekillerin ruhaniyetini hacda olduğu gibi hacdan dönüşünde de hâl, hareket, söz ve fiillerinde devam ettirebilmektir. Arafat’taki o “duruş” haksızlıklara, zulme, sömürüye karşı; emperyalizmin global tehditlerine, örgütlerine, dayatmalarına karşı bir duruş anlamı taşır. Bu duruş yoksa birileri kâfirleri dost ediniyor, fasıklara makam ve itibar, toplum üzerinde tasarruf yetkisi veriyor, uluslararası sistemle uygun adım gidiyor, uluslararası sistemin dayattığı normları başkalarına dayatıyorlarsa vay onların hâline!

O duruş yaratılışın gayesi, insanoğlunun dünya hayatının başlangıcı olan Hz. Âdem ve Hz. Havva’nın tevbesinin ardından yeni bir başlangıç günüdür. O gün ırkçılık, kabilecilik, takım tutarak taraftar olanlar, hemşehricilik, particilik, mezhepçilik yapanlar o ikramdan mahrum olurlar. O gün hacı adayları bütün unvan ve sıfatlardan, rütbelerden sıyrılarak Allah’ın (c.c.) huzuruna çıkar ve Lebbeyk derler. Bütün Müslümanlarla kardeşliklerini ilan ederler. “Yalın” bir şekilde makam, servet, unvan, her şey arkada kalmıştır. Siz ve Allah’a (c.c.) şahitlik edecek meleklerle berabersiniz. O gün kibir yok, unvan da... Lanetlenmiş şeytanı o günden sonra siz de taşlayacaksınız. Bunu yaparken kral ve köle Allah’ın (c.c.) huzurunda yan yanadır. O gün kendi günahlarını kendine itiraf edip, günahları ile yüzleşip kul hakkına girmişse o günahın ve borcun kefaretini ve borcunu ödeyip zararını tazmin etmeye söz vermemişse haccı şeklen yapmış olsa da o hac Allah (c.c.) indinde makbul olmaz.

Kurban Bayramı’ndan bir önceki gün (Zilhicce’nin 9. günü), hacıların Arafat’ta vakfe yaptığı gündür. Yani hac ibadeti, Kurban Bayramı'ndan bir gün önce başlar. Ve bu açıdan da ayrıca bilinen önceki gün olarak ayrı bir anlam ve değer taşır. O günün bir diğer anlamı ise itiraf edip de tövbe edenlerin bağışlanacağı gün olmasıdır. Genelde o gün hacca gitmeyenler oruç da tutarken hacca gidenler oruç tutmazlar. Hacca gidemeyip de o gün oruç tutanlar, manen Arafat’taki hacılara katılmış olurlar. O günün fazileti onları da kuşatır, o ibadetten kendileri de nasip sahibi olurlar.

Yarın bayram. Kurban Bayramı diyoruz da aynı zamanda Hac Bayramı. Hac ve kurban iç içedir. İkisi de bizi Allah’a (c.c.) yaklaştırır. Aslında O bize şah damarımızdan daha yakındır. Burada fiziki bir yakınlıktan değil, manevi bir yakınlıktan, daha doğrusu onun rızasını kazanmaktan söz ediyoruz. Çünkü Allah (c.c.) dilediğini gerçekleştirmek için bize ve hiç kimseye muhtaç olmadığı hâlde, bizim ellerimizle zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım ederek bizi rızasının tecellisinin vesilesi kılarak bizi cenneti ile mükâfatlandırmak istemektedir. Namaz, oruç, hac, zekât, kelimeişehadet bizim için sadece bir zikir, dua, ritüel, seremoni değil; onları da içine alan çok geniş anlamlar ihtiva etmektedir.

Mesela camimizin yüzü önce Mescid-i Aksa’ya dönüktü, sonra Kâbe-i Muazzama’ya döndü. İstanbul’dan yüzünüzü Kâbe’ye döndüğünüzde aynı zamanda Mescid-i Aksa’ya da dönmüş olursunuz. İstanbul “Kıbleteyn”dir. Sadece İstanbul değil, İstanbul’dan Mescid-i Aksa'ya bir........

© Haber Vakti