EKONOMİ AÇISINDAN ANLAMIN HIZLA TÜKETİLMESİ |
Bir zamanlar insanlar bir eşyayı yıllarca kullanırdı. Bir ayakkabı alınır, eskirse tamir ettirilirdi. Bir radyo bozulursa çöpe atılmaz, ustaya götürülürdü. Bir marka güven kazanırsa insanlar o markaya yıllarca bağlı kalırdı. Hatta bir söz, bir fikir, bir değer bile nesilden nesile aktarılırdı. Bugün ise sadece ürünler değil, anlamlar da hızla tüketiliyor.
Eskiden tüketim daha çok ihtiyaç merkezliydi. İnsanlar gerçekten gerekli olduğu için alışveriş yapıyordu. Şimdi ise ekonominin büyük kısmı ihtiyaçtan çok dikkat üzerine kurulmuş durumda. İnsanların neye ihtiyaç duyduğu kadar, neye birkaç saniye dikkat vereceği de önemli hale geldi. Çünkü günümüz ekonomisinde dikkat, adeta yeni bir para birimi gibi çalışıyor.
Sosyal medyayı açtığımızda saniyeler içinde onlarca görüntü görüyoruz. Bir haber çıkıyor, birkaç saat herkes onu konuşuyor, ertesi gün unutuluyor. Bir ürün moda oluyor, birkaç hafta sonra yerini başka bir ürüne bırakıyor. Bir slogan, bir fikir, bir yaşam tarzı hızla yükseliyor, ardından aynı hızla ortadan kayboluyor.
Burada sadece bir hız meselesi yok. Asıl mesele, anlamın ömrünün kısalmasıdır.
Bir şeyin değerli olması için bazen zamana ihtiyaç vardır. Bir dostluk yıllar içinde güçlenir. Bir marka güveni yıllarca oluşur. Bir toplumun kültürü nesiller boyunca şekillenir. Fakat her şeyin çok hızlı aktığı bir düzende insanlar artık derinleşmek yerine sürekli yeniyi aramaya başlıyor.
Ekonomi açısından bakıldığında bunun önemli sonuçları vardır.
Şirketler artık yalnızca ürün satmıyor. Duygu satıyor, hikâye satıyor, yaşam tarzı satıyor. Bir kahve yalnızca kahve değildir; bir deneyim olarak sunuluyor. Bir telefon yalnızca iletişim aracı değildir; statü göstergesi olarak pazarlanıyor. Bir spor ayakkabı yalnızca........