Aile Neden Dağılmadan Önce Sessizleşir?

Ailelerin büyük kısmı bir anda dağılmaz.
Önce sessizleşir.
Aynı evde yaşanır, aynı sorumluluklar paylaşılır, günlük düzen devam eder. Dışarıdan bakıldığında bir sorun yok gibidir. Ancak içeride duygusal temas giderek azalır. İşte asıl kırılma tam burada başlar.
Araştırmalar, evliliklerin ve aile ilişkilerinin çoğunda kopuşun büyük krizlerle değil, uzun süreli duygusal ihmal ile gerçekleştiğini gösteriyor. Yani bağırma, çağırma yoktur; konuşmama vardır. Sorun çıkarılmadığı için sorun yok sanılır.
Danışmanlık süreçlerinde sıkça karşılaşılan bir durum dikkat çekicidir:
Taraflar sorun yaşamaktan çok, bir şey hissetmemekten şikâyet eder. Bu, ilişkiler için en riskli noktadır. Çünkü duygu yoksa, sorun da görünmez olur. Görünmeyen sorun ise çözülmez.
İstatistikler, evli bireylerin önemli bir kısmının kendini aile içinde “anlaşılmamış” hissettiğini ortaya koyuyor. Bu his dile getirilmediğinde çatışma çıkmaz; ama bağ zayıflar. Sessizlik huzur gibi algılanır, oysa çoğu zaman bu sessizlik geri çekilmenin işaretidir.
Aile içindeki bu sessizleşme çocukları da doğrudan etkiler. Çocuklar anne babalarının ne söylediğini değil, aralarındaki ilişkiyi model alır. Duygusal bağın zayıf olduğu ailelerde büyüyen çocukların, ilerleyen yıllarda ya aşırı uyumlu ya da ilişkilerden kaçınan bireyler olma ihtimalinin arttığı biliniyor.
Bir diğer önemli veri şunu gösteriyor:
Duygusal paylaşımın azaldığı ailelerde bireyler, değer görme ve anlaşılma ihtiyacını aile dışındaki alanlara yönlendirmeye başlıyor. Bu durum her zaman açık bir kopuşla sonuçlanmaz; ancak aile, merkez olma özelliğini yavaş yavaş kaybeder.
Toplumda aileyi korumak çoğu zaman “sorun çıkarmamak” olarak algılanıyor. Oysa aileyi ayakta tutan şey, sorunların yokluğu değil; iletişimin varlığıdır. Sağlıklı ailelerde çatışma olabilir ama temas kopmaz. Konuşma vardır, yüzleşme vardır, onarma vardır.
Burada kendimize şu soruyu sormamız gerekir:
Biz aile içinde gerçekten temas hâlinde miyiz, yoksa sadece yan yana mı duruyoruz?
Aile; kurallarla değil, bağla ayakta kalır.
Bağ ise sessizlikle değil, farkındalıkla korunur.
En büyük risk yüksek ses değil; hissizliğin normalleşmesidir.


© Haber Gündemim