Zorbanın öküzü

Zorbanın öküzü, kendinden olmayanı boynuzlamaya çalışır. Velinimeti öyle yetiştirmiştir. Bu boynuzlama işine daha düve iken oyun diye başlar, dana iken staj görür ve boynuzunun farkına varır. Öküzlüğe erişince bövelek tutmuş gibi saldırır.

Nerede, hangi coğrafyada olduğu önemli değil…

Denizler onun havuzu, adalar teknesi, ırmaklar ise teferruattır; yeter ki otlanacak çayır olsun.

Yeryüzünün bütün çayırını kendisinin zanneder.

Nizar Gabbani’nin Mahallesindeki Horoz gibidir; Cahil bir horoz işte… “Milislere kumanda eden, saldırmak, katletmek, haşhaş üretmek, döviz kalpazanlığından başka bir şey bilmeyen…”

Yeryüzündeki çayırlarını Tanrının kendine vaad ettiği toprak sanır. Öylesine cahildir ki, çayırları yönetme hakkının Tanrının verdiği kaçınılmaz bir görev kabul eder.

Bu çayırlarda başkalarının var olduğunu düşünmez…

Adalet, saygı, hak, hukuk gibi kavramlar aklına bile gelmez çünkü o kocaman kafasında ancak tos vurmak için boynuz taşır; beyin değil.

Zorbanın öküzü tos vurarak yaşamını sürdürür;

O azametli ay parçası boynuzu ile süsmese, kendi varlığından bile şüpheye........

© Haber Gündemim