Rakı satan İsa
Okuyucularım hatırlar, Bir sabah Karaisalı Müftüsü “Ben İsa’yım!” der, binlerce Hıristiyan inanıp secde eder ama gelin görün ki, dönemin Valisi Süleyman Bahri Paşa, bir tokat ile İsa iddiasındaki Müftü’yü tımarhaneye gönderir…
İkincisi de hatırlarsınız; Bir Baro Başkanı… Yeni bir din ihdas edip peygamberliğini ilan etmişti… Sonuç, yine Vali yine tımarhane…
Hz. İsa’nın Adana aşkı bunlarla bitmiyor, bir başkası daha var…
Onun da hikayesini ve sonunu sizlerle paylaşayım…
Evet ne diyorduk?
Hazreti İsa yediği o tokattan sonra Adana’ya gelmekten vazgeçti mi? Hayır. 1930’lu yıllarda Eski İstasyon’da Afiyet Eczanesi yakınında bir dükkânda kapalı şişede rakı satan bir adam ile gazete muhabiri görüşür. Muhabir şöyle bir soru yöneltir:
“Zati Alinizin dinler üzerinde pek çok tetkikat yapmış olduğu söyleniyor bu hususta okuyucularımızı aydınlatır mısınız?”
ABD: “BAŞKA İSA’YA İHTİYACIMIZ YOK”
Bu soru karşısında rakı satan adam tereddüt etmiş ancak onun bir gazete muhabiri olduğunu anlayınca ufak ufak dökülmüş:
“Ben aslen Erzurumluyum. Küçük yaşlarda Amerika’ya gittim. Boston civarında küçük bir kasabada çalışarak on bin lira kazandım. On beş sene orada kaldım. Günün birinde bende bir fevkaladelik başladı. Vakıa olan ilhamlar bana ileride zuhur edecek vukuatı haber veriyordu.........
