Sınırını aşan herkes bedelini öder!

Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir” cümlesi, sadece kürsülerde alkış almak için kurulmuş bir temenni değildir. Bu cümle; anayasanın ruhudur, devletin omurgasıdır, toplum düzeninin kırmızı çizgisidir. 

Ama ne yazık ki bazıları için bu ifade, işine geldiğinde hatırlanan, işine gelmediğinde görmezden gelinen bir slogana dönüşmüş durumda.

Hukuk; keyfiliğin panzehiridir. 

Gücü olanın değil, haklı olanın yanında duran tek mekanizmadır. Ve en önemlisi, kim olursan ol, hangi makamda bulunursan bulun, hangi çevreye ait olursan ol; hukuk karşısında herkes eşittir. 

Bu ilke tartışmaya açık değildir, pazarlık konusu hiç değildir.Ancak gelinen noktada görüyoruz ki; bazı kişiler yaptıkları eylemleri sıradanlaştırmaya, suç teşkil eden davranışları “ifade özgürlüğü” kılıfına sokmaya çalışıyor. Oysa gerçek çok nettir: Hakaret suçtur. İftira suçtur. Kişilik haklarına saldırı suçtur. Ve suç, adı ne olursa olsun, hukuk karşısında bir gün mutlaka hesabını verir.

Hukuk, sabırlıdır ama unutmaz. Gecikir belki, ama görmezden gelmez. Bugün yaptığını “yanıma kâr kaldı” zannedenler, yarın adliye koridorlarında o hesabın nasıl kesildiğini en ağır şekilde öğrenir. Çünkü hukuk, duyguyla değil delille konuşur. Ve delil varsa, sonuç kaçınılmazdır.

Bu yüzden herkes şunu aklından çıkarmamalı:Attığın her adımın, yazdığın her cümlenin, yaptığın her paylaşımın bir hukuki karşılığı vardır. Dijital dünya dahil hiçbir alan “sorumsuzluk sahası” değildir. Klavye başında yapılan bir eylem de, sokakta yapılan bir eylem kadar gerçektir ve aynı şekilde sorumluluk doğurur.Düşünmeden konuşan, ölçmeden yazan, sınır tanımadan saldıran herkes için değişmeyen tek gerçek vardır:Hukuk er ya da geç kapını çalar.

Ve o gün geldiğinde kimse “bilmiyordum” diyemez.Kimse “şaka yaptım” diyemez.Kimse “ifade özgürlüğü” arkasına saklanamaz.Çünkü hukuk, niyete değil, eyleme bakar.

Son söz net:Bu ülkede kimse hukukun üstünde değildir.Ve kim ne yaparsa yapsın,sonuçlarına katlanır.


© Haber Expres Gazetesi