İyilik Sessiz Kalmasın: Bir Teşekkürün Anatomisi
Olumsuzlukları konuşma ve yayma konusunda ne kadar cömertiz…
Ama iş güzellikleri anlatmaya gelince dilimiz suskun, yüreğimiz cimri. “Görevini yaptı” der geçeriz çoğu zaman. Oysa bazen karşılık beklenmese de yapılan bir teşekkür, yapılan bir hakkı teslim ediş; emeğin en sahici karşılığıdır.
Tam da böyle bir zamanda, odadan odaya koşan, hastasının derdini sabırla dinleyen, çözüm bulmak için çırpınan; bilgisini güleryüzle aktaran, öğrenme ve öğretme tutkusunu kaybetmemiş hekimlerin artık azaldığını düşünürken yolum, İstanbul Üniversitesi((Çapa) Tıp Fakültesi Doğum Onkoloji Servisi ve tamda bu özellikleri taşıyan Doç.Dr.Hamdullah Sözen ile kesişti. Ve orada… umduğumdan çok daha fazlasını buldum.
Benim için Doç. Dr. Hamdullah Sözen, yalnızca bir hekim değil; Hipokrat yeminini yaşatan bir vicdanın, bir meslek ahlakının vücut bulmuş hâli idi. Onun varlığı, bir yeminin kâğıt üzerinde kalmadığını; hâlâ nefes aldığını, hâlâ insan hayatına dokunduğunu gösteriyor.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.” sözünü haklı çıkaran bir ekip vardı karşımda.
Daha ilk anda, Dr. Merve Dökücü’nün sabrı, şefkati, içten ilgisi ve alanına hâkimiyeti; en düşük motivasyon anımda bana güven ve huzur verdi. Bazen bir hekimin bakışı bile tedavinin ilk adımıdır… ve o adım orada atıldı.
Olumsuzluklara adeta iletişim uzmanı profosyonelliğiyle yaklaşan,işinin uzmanı Baş hemşire Ahu Akbaş.
Anestezistim Dr.Ece Karpuzopulları nın yüzündeki aydınlık ifade, yaklaşımındaki sıcaklık ise bambaşka bir güven duygusu yarattı. İnsana, “Eğer bayılırken ve uyanırken bu yüzü göreceksem, kendimi gönül rahatlığıyla teslim ederim.” dedirten bir güven…
Bu serviste çalışan herkes—hemşiresinden doktoruna—yalnızca görevini yerine getiren insanlar değildi. Görev, burada insanlığa dönüşmüştü.. İlgi, anlayış, sabır ve nezaket; zorunluluk olmaktan çıkmış, birer karakter özelliği hâline gelmişti.
İstanbul ÜniversitesiRektörü Prof. Dr. Bülent Zülfikar ile tanışmam ise bana bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Hiçbir şey tesadüf değildir.
Yıllara yayılan mesleki birikimi, örnek liderliği, vizyonu ve adalet anlayışı; kurumun her köşesine sinmişti. Bu sadece bir yönetim değil, özenle yerleştirilmişmiş bir kurum kültürüydü. Personelin disiplinine, hasta yaklaşımına ve kurumun genel işleyişine yansıyan bu değerler bütünü net bir şekilde hissediliyordu.
Özellikle ameliyathanelerdeki hijyen standartları, hastalara gösterilen özen ve incelik; bu yapının ne kadar titizlikle kurulduğunu ve sürdürüldüğünü açıkça ortaya koyuyordu.
Elbette biz hastalara da bu kusursuz düzen içinde düşen sorumluluklar var. Biraz empati… biraz anlayış… Doktorların, hemşirelerin ve tüm sağlık çalışanlarının yoğunluğunu, içinde bulundukları zorlu koşulları göz önünde bulundurmak; sabırlı, nazik olmak ve kurallara uymak… Çünkü sağlık, sadece verilen bir hizmet değil; karşılıklı bir insanlık hâlidir.
Başta liderliğiyle fark yaratan Sayın Prof. Dr. Bülent Zülfikar olmak üzere, bu düzenin oluşmasında emeği, alın teri ve yüreği olan herkese sonsuz teşekkür ediyorum.
Bazen anlatmaya bin kelime yetmez… Bazen tek bir kelime, bütün duyguların yükünü taşır: İyi ki varsınız Ve lütfen… hep var olun.
