EDEBİYATIMIZDAKİ BAZI AKIM ve TOPLULUKLAR

Edebiyat tarihimizde öyle çok akımlar türemiş ve edebiyatımız öyle evrelerden geçmiş ki saymakla bitmez. Bir zamanlar divan edebiyatında aruz vezni ile şiir yazanlar, ağdalı saray dili ve üslubu ile eser üretenler olmuştur. Bu yüzden edebiyatımızda “Klasik Türk Edebiyatı ve Halk Edebiyatı” ayrımı yapmak zorunluluğu bile doğmuştur. En sonunda halk edebiyatımızın esas ölçüsü “Hece” veznine geçilmiş ve halkımızın anlayacağı dilden çok güzel ve manzum eserler üretilmiştir.

Bu çeşitlilikler yüzünden halk edebiyatımız: 1.Anonim Halk Edebiyatı, 2.Din Dışı (Âşık) Halk Edebiyatı, 3.Dini/Tasavvufi (Tekke) Edebiyatı diye üçe ayrılmıştır.

Osmanlı Döneminde: Arapça ve Farsçanın etkisinde kalarak bir çok Osmanlıca eser üretenler olduğu gibi, Fransız edebiyatına yönelen ve Fransız şairlerini taklit edenler de olmuştur.

Orhan Veli ile başlayan 1inci Yeni “Garip Akımı” temsilcisi şairlerimiz yetişip ortaya çıkıncaya kadar bu çeşitlilik devam etmiştir. Garip Akımı Temsilcileri; Kalıp, aruz, hece, ölçü ve kafiyeyi reddettiği gibi, şairaneliği de bir yana bırakarak günlük konuşma dili ve hicivle, güzel ve nükteli şiirler yazmışlardır. Serbest nazım ve şiir ile yazar ve şairlerimiz prangalarından kurtulmuş, adeta özgür bireyler haline gelmişlerdir. Şiir benimde ilgi alanıma girdiği için konuyu nerelere getirdim, lafı ağzımda daha fazla dolaştırmadan esas konumuza dönelim.

Tüm bu çeşitlilikler, temsilcilerin kurduğu topluluklar sayesinde ortaya çıkmıştır. Şiir konusunda ortaya çıkan bu edebi akım ve topluluklarımıza şöyle bir bakacak olursak;

Bir zamanlar, (1896-1901)’lerde SERVET-İ FÜNUNCU’lar; Recai Zade Mahmut Ekrem’in önderliğinde toplanarak Tevfik Fikret’i kendi dergilerinin başına getirmişler ve batı etkisinde geliştirdikleri Edebiyat-ı Cedide Topluluğunu kurmuşlardır. Fakat bunlar sadece aydınlara seslendikleri ve “Sanat Sanat İçindir” ilkesini benimsedikleri için, bir nevi taklitçilik yaparak, Fransız. Romantikleri ile Fransız Parnasyenlerini ve sembolist şairleri örnek almışlardır. Kimdir bunlar;

Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Süleyman Nazif, Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit idi. Daha sonraları Servet-i Fünun dergisinin yayınlanmasını sürdürerek kendilerine “Fecri Atici’ler” demişlerdir. Bu gruba daha sonraları Ahmet Haşim, Refik Halid Karay, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Mithat ve Ahmet Rasim gibi yazar ve şairlerde katılmış ve izlemişlerdir.

Her iki grupta Arapça ve Farsça sözcükleri çok ve bol kullandıkları için genç kuşaklarca şiddetle reddedilmişlerdir. Buna rağmen Tevfik Fikret’in derginin başına getirilmesiyle; Cenap Şahabettin, Mehmet........

© Haber Ege