BİR NESİL SESSİZCE ZEHİRLENİRKEN: UYUŞTURUCUYA KARŞI KİM SORUMLULUK ALIYOR? |
Uyuşturucu artık sınır kapılarında değil; okul önlerinde, mahalle aralarında, sokak başlarında. Bu sadece emniyetin değil; Millî Eğitim’in, ailelerin, mahalle kültürünün ve tüm kurumların ortak sorumluluğudur. Suskunluk büyüdükçe zehir yayılıyor.
Bir zamanlar yalnızca Türkiye’nin geçiş güzergâhı olarak anılan uyuşturucu, bugün ne yazık ki üretimi, satışı ve yaygın kullanımıyla anılan ciddi bir toplumsal tehdit hâline gelmiştir. Daha da acı olan gerçek ise uyuşturucu kullanım yaşının ilkokul seviyelerine kadar düşmüş olmasıdır. Bu tablo artık “ferdi olaylar” diye geçiştirilemez; bu, doğrudan bir toplumsal çöküş alarmıdır. Bugün uyuşturucu yalnızca karanlık sokakların değil; apartman boşluklarının, parkların, okul çevrelerinin ve mahalle aralarının da meselesidir.
Eskiden mahalle baskısı diye küçümsenen değerler vardı; şimdi o mahalleler ya sessiz ya da çaresiz. Komşu komşunun çocuğunu tanımıyor, kimse kimseye karışmıyor. O boşluğu ise uyuşturucu dolduruyor. Toplumda örnek olması gereken, ekranlarda gördüğümüz, gençlerin rol model olarak benimsediği bazı ünlü isimlerin uyuşturucu kullanması ve bunu normalleştiren görüntülerle gündeme gelmesi, bu tehlikeyi daha da büyütmektedir. Gençliğe umut olması gerekenlerin, yozlaşmayı pazarlaması kabul edilemez. Bu yalnızca bireysel bir tercih değil, toplumsal bir vebaldir. Bu noktada emniyet teşkilatımızın verdiği mücadeleyi ayrı bir yere koymak gerekir. Kimliği, unvanı, parası ne olursa olsun uyuşturucu baronlarına, sokak........