TARİHİN İLK "REALITY SHOW"U: SEFİRİN İFTAR SOFRASI |
Yüksek lisans derslerimin bu haftaki durağı Yirmisekiz Mehmed Çelebi Sefaretnamesi’ydi.
Sayfaları çevirdikçe hem eğlendim hem de tarihin tozlu raflarında saklı kalan o şaşırtıcı detaylar karşısında hayrete düştüm.
Hikâye bizi 1720 yılına, diplomasi ve zarafetin başkenti Paris’e götürüyor.
Osmanlı Elçisi Yirmisekiz Mehmed Çelebi, devletin vakarıyla Paris sokaklarında boy gösteriyor.
İlk defa bir Avrupa ülkesine bu denli kapsamlı bir elçilik heyeti göndermişiz.
Paris halkı için bu heyet, adeta başka bir gezegenden gelmiş gibi merak uyandırıcı.
Derken Ramazan-ı Şerif çıkageliyor.
Çelebi ve heyeti, gurbette kendi hallerinde ibadete niyetlenirken kapıda Fransız Mareşal beliriyor.
Ricası ise bugünün "canlı yayın" tutkunlarını bile kıskandıracak cinsten:
"Sefirim, hanımlarımız sizin nasıl yemek yediğinizi, o gizemli sofralarınızı çok merak ediyor. Müsaade buyursanız da iftarınızı bir tiyatro izler gibi seyretseler?"
Çelebi, diplomatik nezaket gereği çaresizce "Buyursunlar," diyor.
Ancak kapılar açılınca asıl şaşkınlık başlıyor.
Altınlar ve mücevherler içinde iki yüze yakın aristokrat kadın içeri süzülüp sandalyelere diziliyor.
Derken dışarıda duyan geliyor, merak dalga dalga yayılıyor ve sayı kısa sürede binlere ulaşıyor!
Düşünün; binlerce meraklı göz, pürdikkat sizin ağzınıza atacağınız her lokmayı, çatalı tutuşunuzu, su içişinizi takip ediyor.
Sadece yemek mi? Elbette hayır!
Parisli kadınlar gece saat üçe kadar bir yere kıpırdamıyor.
Meğer asıl merak ettikleri şey başkaymış: Teravih namazı!
Bizim heyet; ellerinde çörekleri, şerbetleri ve şekerlemeleriyle bir şölen izler gibi bekleyen binlerce kadının hayran bakışları altında abdest alıp namaza duruyor.
Huşu içinde kılınan o namaz, Fransızlar için dönemin en büyük prodüksiyonuna dönüşüyor.
Mehmed Çelebi, hatıratında bu durumu "azap verici bir merak" olarak tanımlıyor.
Aslında bu tablo, tarihin en büyük "kültür şoku" anlarından biri...
Bir yanda ibadetin mahremiyetine, sessizliğine alışmış Doğu; diğer yanda o egzotik dünyayı bir sahne performansı gibi iştahla izleyen Batı...
Eğer o gün Instagram veya TikTok olsaydı, Yirmisekiz Mehmed Çelebi muhtemelen Paris'in milyonluk takipçiye sahip, en yüksek etkileşim alan "influencer"ı olurdu.
Paylaştığı her "story" rekor kırar, sofrasındaki her detay moda akımı başlatırdı.
Neyse ki tarihimiz, sadece savaşlardan ve antlaşmalardan ibaret değil; böyle zarif, tatlı ve insanı gülümseten detaylarla dolu.
Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle...