MUHABBET
Gençlik yıllarımızda çay ocaklarında, kahvehanelerde toplanırdık. Sandalyeler çekilir, çaylar yudumlanır ve insanlar birbirinin yüzüne bakarak konuşurdu. Kimse saatin kaç olduğunu düşünmez, kimse “Vaktim yok.” diyerek kalkıp gitmezdi. Çünkü sohbetin muhabbetine doyulmazdı ve zaman kavramı olmazdı.
Günümüzde ise aynı masada sus pus oturuyoruz. Herkesin elinde bir telefon birbirlerinin sesini çok da duymadan, yüzündeki hüznü veya sevinci görmeden saatlerce oturuyorlar.
Oysa muhabbet, sadece konuşmak değildir, ruha iyi gelen bir çeşit terapi yöntemidir diyebiliriz. Bazen sohbet ederken hissettikleri insanın ruhunu ve bedenini sarar. Gerçek sohbet karşındaki insanın sessizliğini de duyabilmektir.
Bir zamanlar insanlar birbirine gönül verirdi şimdi birbirine mesaj gönderiyor. Eskiden kapılar çalınırdı, şimdi bildirimler geliyor. Eskiden “Gel, bir çay içelim.” Denirdi, şimdi “Müsait olunca haberleşiriz.” deniliyor.
Bir dostun omzuna, bir büyüğün duasına, bir kardeşin samimi sözüne, bazen de hiçbir şey söylemeden yanında oturan birine ihtiyacı vardır insanoğlunun.
Bir bardak çayın buharında, uzun bir gecenin sessizliğinde, iki insanın birbirine açtığı gönülde saklıdır sohbet. Çünkü bazı sohbetler vardır; insanı iyileştirir. İyi ve mutlu kılan ne varsa hayatta onların varlığında zaman........
