EVLİLİK (İKİ CİHANLIĞIM)
Evlilik çoğu zaman tek bir cümleyle anlatılır: “Aynı yastıkta kocamak.” Oysa asıl mevzu yastık değil; aynı hayata her sabah yeniden uyanabilmektir. Aynı yorgunluklara, aynı geçim derdine, aynı sıkıntılara rağmen her daim her koşulda “biz” diyebilmektir.
Ruhumuz dinlenir sevdiğimizin yanında. Kelimeler yetmez anlatmaya ona olan hayranlığımızı. Bir süre sonra eşler birbirine alışır, huyları suları birbirine benzemeye başlar. Mutlu bir aile birlikteliği yuvanın her yanına ışıl ışıl bir güneş gibi doğarak en başta çocukları olmak üzere evin her bir tarafını aydınlatır.
Bugün evlilikler hızla başlıyor ve maalesef aynı hızla da bitiyor. Düğün salonları dolup taşarken, en ince ayrıntıya kadar hazırlıklar planlanarak gösteriş ile her şey yapılırken evlilik günlerinde sabır, anlayış ve hoşgörü eksikliği eşler arasındaki muhabbet ve iletişime zarar veriyor.
Herkes mutlu evlilik istiyor ama kimse evliliğin yükünü taşımak istemiyor gibi. Oysa evlilik, sadece mutluluk paylaşımı değil; eksiklerin, korkuların ve bazen suskunlukların da ortaklığıdır. El ele, omuz omuza bir ömür boyunca gelene........
