ABD- İSRAİL İRAN SAVAŞI VE TÜRKİYE |
Türkiye'ye İran'dan fırlatılan füzeler sonrası bazı kesimler "Türkiye de İran'ı vursun" istiyor. ABD ve İsrail aslı olmayan gerekçelerle tüm insanlığın gözü önünde sivilleri, çocukları katlederken sessiz kalanlar İran’ın savunma amaçlı olarak bölgedeki Amerikan üslerini vurmasına eleştiri yapabiliyorlar. İran’ı mezhebinden dolayı desteklemeyenler de var. Hatta bu yüzden düşmanlık hissedenlerde var.
Ölen haksızlığa ve zulme uğrayan insanların halinden ne kadar anladığımız ve bu duruma ne denli tepki verdiğimiz insanların dili, dini, rengi ve ırkına göre değişebiliyorsa kopsun kıyamet.
Ortadoğu mahşer yerine dönmüş ve sıradaki hedefin Türkiye olduğu açık açık konuşulmaya başlanmışken savaşla ve vatan müdafaası ile ilgili mevzular üzerinden siyaset yapılıyorsa yazıklar olsun.
Bu gereksiz savaş sonucunda Suudi Arabistan’da petrol şirketi Saudi Aramco'nun en büyük tesisi Ras Tanura yandı. BAE’nde veri merkezleri zarar gördü. Dubai Havalimanı vuruldu. Güvenli liman olarak görülen bu ülkenin imajı tabiri caizse yerle bir oldu ve emlak piyasası düştü. Katarda dünyanın en büyük LNG tesisi Ras Laffan kapandı. Kuveyt havalimanının yakıt depoları yandı ve petrol ihracatı durdu.
Türkiye bu savaşa girmiyor. Ortadoğu bu kadar karışıkken ve savaşlar bitmiyorken Türkiye’nin tarafsız bir şekilde aklı selim siyaseti ile savaşa girmemesi takdire şayan. Dünya bu duruma şahit olurken Ortadoğu'dan kaçan sermayenin Türkiye'ye akacağı ihtimali konuşulmaya başlandı. İşte kanımca tam da bu yüzden Türkiye'ye füze atılıyor.
Bu sermayenin Türkiye'ye girmesini isterler mi? Tabi ki istemezler. Neticede Dubai'den kaçan fonlar, Suudi'den kaçan iş insanları ve Katar'dan kaçan şirketlerin hepsine güvenli bir liman gerekli. Bu güvenli limanın Türkiye olduğunu tahmin etmek zor değil sanırım. O zaman bir şekilde Türkiye savaşa sokulmalı ki güvenilirliği ortadan kalksın ve bölge tamamıyla ticari ve yatırım açısından güven bunalımında bir belirsizliğe sürüklensin.
İran’da üst düzey yetkililer arasındaki yıllarca kendini gizlemiş hain MOSSAD ajanlarını izliyoruz. Her ülkeye yerleşmiş olan bu ajanların o ülkenin inançlarını, örf adetlerini, yaşam tarzı ve kültürlerini hatta tarihi gerçeklerini bile o ülke vatandaşlarından daha iyi bilip uyguladıklarını iyi analiz etmemiz gerekiyor. İçerideki bu hainleri en kısa zamanda tespit etmenin beka sorunu olduğu apaçık bir gerçektir.
İsrail’ in Epstein kayıtları üzerinden şantaj yaparak savaşa sürüklediği iddia edilen Trump’a müthiş bir öfke ve tepki var ABD’ de. İsrail kuklası olan bu sapık, katil ve ahlak yoksunu mahluk, çıkmazlara girmiş gibi görünüyor. Başkanlık ofisinde ayinler yapılıyor. Çağ dışı bu ayin ortamı batının bize gerçek yüzünü gösteriyor aslında.
Sanıyorum Türkiye’de böyle bir inanç ayini yapılsa içimizdeki bir takım güruh tencere ve tava çalarak, meydanlara çıkarak laiklik elden gidiyor naraları ile ortalığı toz duman ederlerdi. Batı medeniyetinden dem vuran batı sevici ve hayranlarının ABD başkanlık ofisindeki Evangelist pastörler ile yapılan ayin görüntülerini dikkatle izlemelerini şiddetle tavsiye ediyorum.
Biz Türklerin gidecek bir yeri yok. Kanla sulanmış bu mukaddes topraklar bizimdir. Hoşgörü ve anlayış içerisinde hep birlikte yaşamaktan başka çaremiz yok. Olası bir savaş durumunda düşmanın bu vatanda yaşayan hiç kimseye aslın nedir diye sormadan soykırım gerçekleştirmeye çalışacağının bilincinde olmamız gerek.
ABD ordusunda savaşan askerler içerisinde birçok milletten mensupların olduğunu düşünürsek bir ülke için milli birlik ruhunun ve tek devlet tek millet tek bayrak anlayışının ne kadar önemli olduğunu daha iyi kavrarız diye düşünüyorum.
Zalim terör devletleri ABD ve İsrail’in arsız ve haksız bir şekilde tüm dünyanın gözü önündeki bu zulmünün son bulması ve İslam devletlerinin Kuran’ın ilk ayeti olan "Yaratan Rabbinin adıyla oku!" emrini anlayıp çalışarak, üreterek ve birlik olarak hareket etmesi temennisiyle kalın sağlıcakla.