YENİ ORTADOĞU VE TÜRKİYE |
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin jeopolitik konumuyla önemli ve kilit bir noktada bulunduğunu hepimiz biliyoruz. Türkiye topraklarında da güzergahı olan İpek Yolu’ nun, Çin’ i Orta Asya üzerinden Anadolu’ ya, Akdeniz limanlarına ve buralardan da Avrupa’ ya bağlayan ticari bir yol olmakla birlikte kültürleri ve dinleri de taşıyan tarihi bir yol olduğu malumunuz.
Son yıllarda savaşlar, küresel çıkmazlar yüzünden, Asya ile Avrupa arasında yeni ticari bağlantı yolları oluşturulmaya çalışılmaktadır. Kalkınma Yolu Projesi bunlardan biridir. Irak’ tan Londra’ ya Türkiye üzerinden Avrupa’ nın birçok ülkesine uzanacak bu yol yaklaşık 15 günlük bir süre kazanımı sağlayacaktır. Türkiye’ nin Akdeniz’ deki limanları son derece önemli bir geçiş noktası olacaktır. 2024 Nisan ayında Türkiye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar arasında Kalkınma Yolu Projesinde Ortak İş Birliği Mutabakat Zaptına imza atıldı.
Ayrıca IMEC koridoru projesinden yani Hindistan’ ı körfez ülkelerinden Avrupa’ ya bağlayacak olan yeni bir ticari yoldan bahsedebiliriz. İsrail imza atan ülkeler içerisinde olmasa da Hayfa Limanının bu koridorda kritik bir geçiş güzergahı olması kaçınılmazdır. 2021 yılında İngiltere'de G7 Zirvesi'nde Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne alternatif olan bu projeden bahsedilmişti. Fakat bu planın gerekli finansmanın olmamasından dolayı bir yol haritası da oluşmamıştı. Hatta Angela Merkel G7'nin bu plan için henüz finansman ortaya koyma aşamasında olmadığını da özellikle vurgulamıştı.
Açıkçası 2010 yılında başlayan Arap Baharı’ nın sebeplerinden biri de bu ticari yol bağlantıları olabilir mi? diye düşünmeden edemiyor insan. Ortadoğu da yaşanan bu gelişmelerin sebebi, İsrail’ in kendisine vadedildiğini düşündüğü toprakları elde etmek adına yapılan böl parçala yönet politikası mı? Amerika’nın büyük projesi mi? Türkiye’ nin Yeni Türkiye hamlesi mi? Zaman gösterecek ve tarih yazacaktır.
Rusya, Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’ nın güvenini kaybetmiş iken, Suriye ve Irak’ taki çatışmalar ve belirsizlik sürer iken, kuzey ve güney yollar arasında en güvenli geçiş güzergahının Anadolu toprakları yani Türkiye olduğu aşikâr bir gerçektir. Türkiye tüm güzergahların tam merkezindedir.
Türkiye ve Ortadoğu CIA İstasyon Şefi olarak görev yapmış olan Graham Fuller in Yeni Türkiye Cumhuriyeti kitabını iyi analiz etmek gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca yine Graham Fuller’ in "Mutlu bir Diyarbakır; asıl Irak, Suriye ve İran için tehdittir" sözünün şu günlerde ne kadar anlam kazandığı göz ardı edilemez.
Devletin İmralı ve DEM Parti vasıtası ile Kürt kardeşlerimizle birlik olalım mesajını vermesi elbette ki etrafı savaşlar ve soykırımlar ile ateş çemberi gibi olan Türkiye de barış ve birlik beraberliğin sağlanarak güçlü bir Türkiye’ nin inşası için önemli fakat bir o kadar da ilginçtir.
Bebek katili bir caniyi muhatap alan bir üst akıl ne kadar akıllı tartışmaya açıktır. Şehit ailelerinin, gazilerin bakış açılarının, fikirlerinin ve hissettiklerinin üst akıldaki yeri ne denli etkilidir tartışmaya açıktır. Tüm bunların yanı sıra dış tehditlere karşı içeride güvenliği sağlamanın ne kadar önemli olduğunu göz ardı etmemek lazım. Kardeş kavgasının sona ermesi için atılan bu adımı BEKA hareketi olarak gören de çıkabilir, GAFLET içinde İHANET hareketi olarak görende çıkabilir.
Diyelim ki terör örgütü ile anlaşma sağlandı. Garantisi var mı? Şartlar ne olacak? Özerklik talebi olacak mı? Devamlılığı nasıl sağlanacak? Elbette ki beka hareketi olarak görüp devletimizin yanında olmamız gerekiyor içimizi sızlatan bazı ayrıntılar olsa bile. Ama bu çok özel durumda bu vatanı korumak adına gözünü kırpmadan şehit olan kahramanlarımızın aileleri küstürülmemelidir. Şehitlerimizin kemiklerini sızlatacak hiçbir durum kabul edilemez diye düşünüyorum. Atılacak barış adımlarının GÜVENİLİRLİĞİ ve GEÇERLİLİĞİ son derece önemli ve hassas bir konudur. Devlet terör örgütü ile pazarlık yapmaz diye düşünüyorum. Bu vatan bize şehitlerimizin emanetidir. Her karış toprağında sayısız şehitlerimizin kanları vardır. Yanlış bir hamlenin vebali büyük olur diye düşünüyorum.
PKK terör örgütünün silahlı kanadı bu kadar zayıflamış iken ve silahlı kanadının liderleri barış kararını masa başındakiler veremez diye açıklama yaparlar iken bunu bir ayrışma gibi görmek ve Türkiye vatandaşlarını tek bir payda da toplamak adına doğru adımlar atılması gerekiyor. Temenni edeceğimiz şey devletin taviz vermemesi ve bu ülkede ki hainleri, teröristleri şımartacak bir duruma sebebiyet verilmemesidir.
Herkesin her şeyi bildiği güzel ülkemde Kilis’ e Suriye topraklarından havan topları ve mermileri düştüğünde sessiz kalmamalıyız diyenler ile, sonrasında Suriye’ ye ordumuz girdiğinde orada ne işimiz var diyenler aynı kişiler maalesef. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin bu coğrafya da tüm emperyalist güçlere ebedi muzaffer kalabilmesi için Suriye’ de ve Irak’ ta şehit olan kahramanlarımıza minnettarız.
Bölgede İsrail in soykırımı ve insanlık suçları devam ederken, Suriye’ de bir anda Beşşar Esad Rejiminin yerini Türkiye’ nin kontrolünde yeni bir yönetim alıyor iken, Irak ve Türkiye arasında çok dillendirilmese de ticari bir bağ artışı oluşuyor iken, Rusya Avrupa ile ters düşmüş iken yukarıda bahsettiğimiz Kalkınma Yolu Projesinin önemi ve Türkiye’ nin rolü son derece dikkat çekicidir.
Yeni bir Ortadoğu ya merhaba diyoruz. Ve umarım bu gelişmeler ile Büyük Orta Doğu Projesi değil de Büyük Osmanlı Projesinin adımları atılıyordur. Bir daha hiçbir ülkenin insanları Suriye’ de ki olaylardan sonra sürgüne, soykırıma uğrayan insanların durumuna düşmez inşallah.
Suriye de Beşşar Esad Rejiminin çöküşü ile dengelerin değiştiğini görüyoruz. Yaşanan olaylara İngiliz ekonomist Timothy Ash’ ın “Türkiye için büyük zafer. Erdoğan ın dahiyane hamlesi. Esad, Rusya ve İran’ ı tamamen mahvettiler. İsrail ve ABD’ yi yendiler.” Yorumu ve İsrail Medyasından Kanal 12’ nin, Türkler İsrail’ e yöneliyor başlığıyla haber yapması ayrıca haberde “Beşar Esad Türkiye ile anlaşmamanın bedelini ağır ödedi. Türk Devleti Dünyanın gözü önünde 1 haftada Suriye Rejimini yıktı.” Bilgisini vermesi bu yeni süreçte Türkiye’ nin rolü hakkında bize gururlandırıcı bir ipucu veriyor gibi.
Ayrıca HTŞ ve SMO nun yayınladığı “Suriye’ de, Türkiye hariç hiçbir ülke askeri, üssü ve hiçbir terör örgütü olmayacak, Suriye’ yi terk edecekler ya da biz temizleriz.” Bildirisi de yine Türkiye’ nin bölgedeki en güçlü ve önemli aktörlerden biri olduğunun göstergesi diyebiliriz.
Ama her durumda sağlam ve tedbirli hareket etmekte fayda var diye düşünüyorum. Acaba Türkiye kademeli olarak bölgesel liderlik havasına mı sokuluyor? diye düşünmeden edemiyor insan. İnşallah bir tuzak değildir.
Prof. Erhan AFYONCU nun dediği gibi bu coğrafyada, dünyanın ilk yazılı anlaşmasına imza atan Hitit ler, dünyada ilk defa parayı bulan Lidya lılar, dünyanın ilk büyük imparatorluğunu kuran Roma lılar YOK oldular. Bu coğrafyada ayakta kalan tek millet TÜRK milletidir. Bu coğrafya da biz küçüldük ama her zaman VAR olduk.
Hep söylerim Rabbim devlete, ezana, bayrağa zeval vermesin. Suriye halkının yaşadıklarına yakın tarihte çok yakından gözlemledik. Aileler yok oldu, hayatlar kayboldu. Tarihler boyu bu coğrafyada var olan aziz TÜRK milleti hep VAROLSUN.