İÇİMİZDE KALAN ESKİ KURBAN BAYRAMLARI |
Bir zamanlar Kurban Bayramı, sadece takvimde yer alan birkaç günlük bir tatil değildi. Bayram; mahallelerin canlandığı, insanların birbirine daha çok yaklaştığı, evlerin bereket, huzur ve paylaşma duygusuyla dolduğu en özel zamanlardan biriydi. Şimdi ise insan, o eski bayramları düşündükçe içini derin bir özlem kaplıyor. Çünkü geçmişte bayramlar yalnızca yaşanmaz; hissedilir, paylaşılır ve hafızalara kazınırdı.
Bayramdan haftalar önce hazırlıklar başlardı. Mahalle aralarında tatlı bir telaş hissedilir, herkes yaklaşan bayramın heyecanını yaşamaya koyulurdu. Evlerin perdeleri yıkanır, duvar dipleri temizlenir, avlular süpürülürdü. Bakır kazanlar kumla ovularak veya kalaylanarak parlatılır, bıçaklar satırlar bilenirdi. Anneler sandıklardan en güzel örtüleri çıkarır, bayram sofralarında kullanılacak tabakları özenle hazırlardı.
Erkekler ise kurbanlık telaşına düşerdi. Hayvan pazarları günler öncesinden dolmaya başlar, insanlar en uygun kurbanlığı seçebilmek için sabahın erken saatlerinde pazara giderdi. Pazarlıkların arasında yükselen sesler, satıcıların çağrıları ve hayvanların çıkardığı sesler bayramın yaklaştığını hissettirirdi. Kurbanlık seçmek yalnızca bir alışveriş değil, aynı zamanda önemli bir sorumluluktu.
Çocuklar için ise bayramın yeri bambaşkaydı. Yeni alınan ayakkabılar yatağın kenarına koyulur, bayramlık kıyafetler defalarca giyilip aynanın karşısında seyreder ve abah olmasını büyük bir heyecanla beklerdi. Bayram gecesi kolay kolay uyku tutmazdı. Çünkü sabah hem bayram namazına gidilecek hem de gün boyu sürecek büyük bir hareket başlayacaktı.
Arife günü mahallede ayrı bir canlılık olurdu. Evlerden yükselen yemek kokuları bütün sokağı sarardı. Bir evde baklava ve dolanger açılırken, başka bir evde içli köfte ve kavurma için hazırlık yapılırdı. Komşular birbirine tabak taşır, eksik olan bir şey varsa hemen paylaşılırdı. Kimsenin kapısı yabancı değildi; mahallede herkes birbirinin evine rahatlıkla girip çıkardı.
Kız çocukları ellerine yakılacak kınanın heyecanını yaşar, anneler onların saçlarını özenle örerdi. Erkek çocukları ise bayram tıraşı için berbere götürülürdü. Akşam ezanı yaklaşırken sokaklarda bile bayramın huzuru hissedilirdi.
Bayram sabahı ise bambaşka olurdu. Daha hava tam aydınlanmadan evlerde ışıklar yanardı. Büyükler sessizce hazırlanır, çocuklar ise uykulu gözlerle ama büyük bir heyecanla........