menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BİR ŞEHRİN NABZI ASFALTIN ALTINDA ATIYOR – DEVAMI

4 6
26.02.2026

Elazığ’da kısa süre önce yayımlanan “Bir Şehrin Nabzı Asfaltın Altında Atıyor” başlıklı yazımda, bitmeyen kazıları, güvenlik şeritsiz çalışma alanlarını ve vatandaşın sabrını tüketen altyapı karmaşasını anlatmıştım. O yazı bir fotoğraftı. Şehrin içinden çekilmiş, tozlu ve gerçek bir kare.

Şimdi ise o fotoğrafın devamı geldi.

Belediye 2026’yı “asfalt yılı” ilan etti.

Bu cümle ilk bakışta teknik bir açıklama gibi görünebilir. Fakat Elazığlılar için bu cümle, yıllardır süren bir hikâyenin yeni bölümü demek.

Çünkü bu şehir uzun zamandır bir şantiye şehir.

Her gün yeni bir mahallede kazı, her hafta başka bir sokakta geçici yama, her ay yeniden açılan yollar… Cumhuriyet Mahallesi’nde karanlık bir sokakta ayağımın çukura takıldığı o akşam, genç çiftin gülümseyerek söylediği cümle hâlâ kulaklarımda:“Her zamanki gibi, yine çalışma var sanırım.”

Bu cümle aslında Elazığ’ın son yıllardaki ortak sloganı oldu.

Şimdi ise belediye diyor ki:İçme suyu altyapısının yüzde 90’ı tamamlandı, sıra asfalt seferberliğinde.

Bu açıklama yalnızca bir yatırım haberi değil. Bu açıklama, yıllardır süren sabır testinin bittiği iddiası.

Fakat burada kritik bir eşik var.

Çünkü bu şehir, altyapı çalışmalarının koordinasyonsuzluğunu fazlasıyla deneyimledi. Bir kurumun kapattığı yolu başka bir kurumun yeniden açtığı günleri unutmadı. Uyarı levhasız kazıları, reflektörsüz geceleri, güvenlik şeritsiz çalışma alanlarını unutmadı.

Bu yüzden “asfalt yılı” ifadesi Elazığ için yalnızca umut değil, aynı zamanda bir sınavın başlangıcı.

Vatandaş artık açıklama değil sonuç görmek istiyor.

Bir şehirde yollar sürekli kazılıyorsa bu mühendislik sorunu değildir demiştim. Bu bir yönetim sorunudur. Kurumlar arası iletişim, planlama ve denetim meselesidir. Şimdi ise tam tersi bir iddia ortaya konuyor: Büyük kazılar dönemi bitiyor, şehir konfor dönemi başlıyor.

Bu, şehir psikolojisini değiştirebilecek bir eşik.

Çünkü asfalt yalnızca yol değildir. Asfalt şehir moralidir.İnsan su hattını görmez ama her gün çukura düşer.İnsan altyapıyı fark etmez ama bozuk yolu her saniye hisseder.

Yollar düzeldiğinde şehirdeki algı da değişir. Servisler rahatlar, esnafın işi hızlanır, araç masrafları azalır, insanlar şehrin toparlandığını hisseder. Bir şehirde asfalt yapılmaya başlandığında şikâyet dili yavaş yavaş yerini beklenti diline bırakır.

Ama beklenti büyüdükçe risk de büyür.

Bugün Elazığ’da herkesin zihninde tek bir soru var:Bu sefer gerçekten bitecek mi?

Eğer asfalt hamlesi şehir geneline yayılır ve kalıcı bir dönüşüm sağlanırsa, bu yalnızca bir belediye hizmeti olmayacak. Bu, yıllardır sabreden bir şehrin moralinin yükselmesi olacak.

Ama beklenti karşılanmazsa, hayal kırıklığı da aynı büyüklükte olacak.

Elazığ uzun süredir altyapı şantiyesi dönemindeydi. Şimdi şehir konforu dönemine girip girmeyeceğini göreceğiz.

Levent Kırca’nın yıllar önceki parodisi hâlâ akıllarda. Gazeteye bakarken çukura düşen vatandaş artık bir mizah figürü değil, gerçek bir şehir hikâyesi.

Belki de 2026, o hikâyenin değiştiği yıl olacak.

Ya da Elazığ bir süre daha aynı cümleyi kurmaya devam edecek:“Her zamanki gibi… yine çalışma var sanırım.”


© Günışığı Gazetesi