We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

HÜZNÜ GÖLGESİNDEN BÜYÜK ŞAİR: TARIK ÖZCAN

1 1 5
23.09.2021

Bir Manas konuşması.

Geçen haftaki yazımızda söz verdiğimiz üzere…

***

Edebiyatçı Prof. Dr. Tarık Özcan, İkindi Işığı (2005) ve Kördüğüm (2013)’den sonra üçüncü şiir kitabını Asyalı Hüzün (2016) ismiyle okurlarına sundu. Bugün, Özcan’ın Asyalı Hüzün kitabı ve o kitaptaki şiirleri üzerinde duracağız.

Tarık Özcan’ın adı geçen kitabında Adanmış Gül (s.48) şiirinde, “Ey, hüznü gölgesinden uzun adam!” diyen bir mısraı vardır. Şairin bu hitabı kimedir, hiç kurcalamadık. Bir yankıya, bir aksisedaya dönüştürdük sadece söz konusu mısraı ve şairine yönelttik; “Ey, hüznü gölgesinden uzun Tarık Özcan!” dedik. “Ey, hüznü gölgesinden büyük şair!”

***

Şunu belirtelim evvela; Tarık Özcan şiiriyle ilgili ilk toplantımız, ilk konuşmamız değil bu. Hatırlarsanız, 3 Nisan 2010 tarihinde birinci şiir kitabı İkindi Işığı’ndaki şiirlerini baz alarak yine bu salonda, bu kürsüde Tarık Özcan ve Şiiri başlıklı bir konuşmamız olmuştu.

Ayrıca Özcan’ın bir şiirinde geçen sadece bir mısrayla ilgili bir de yazımız vardır. Tarık Özcan’ın Bir Mısraı Etrafında başlıklı bu yazımız 10 Mart 2006 tarihli Günışığı gazetesinde yayımlanmıştı.

Biz şimdi asıl konumuza dönelim; yani Asyalı Hüzün’e. Kitaba ve şiirlerine. Ama evvela kitabın adı.

Şairin bu Asyalı Hüzün isimlendirmesinde aynı zamanda bir de tespit vardır. Evet, hüzün Asyalıdır. Hüzün veya melal Şark’ın, Doğu’nun, Asya’nın hissiyatıdır. Batı’nın hüznü melankolidir. Oryantalist hüzün de diyebileceğimiz arabesk ise sapma veya moda tabirle çakma hüzündür. Hilmi Yavuz’un, “hüzün ki en çok yakışandır bize” demesi boşuna değildir. Sebepsiz yere hüzünlendiğimiz zamanlar olur. Onu da “sebepsiz hüzün hocamdı” diyerek Asaf Hâlet Çelebi şiire dâhil etmiştir. Ne güzel şarkıdır hani o ve Semahat Özdenses, hüzne hüzün katarak okurdu; “Akşam oldu hüzünlendim ben yine.” Hüznün büyük şairi Ahmet Haşim’in o meşhur mısra-ı bercestesini zikretmeden geçmek olmaz; “Melâli anlamayan nesle aşina değiliz.”

Melâl-hüzün başka, gözüdönmüşlük başka. Öyle bir nesle geldik ki melâli-hüznü tanımıyor. Kafası bozuluyor, gözü dönüyor ve o saat, kaptığı gibi baltayı, bıçağı,........

© Günışığı Gazetesi


Get it on Google Play