ŞEHRİMİZİ TANITMAK KURUMLARIN DEĞİL, HEPİMİZİN MİSYONU OLMALI |
Şehrimizin kültürel değerlerini ve turizm zenginliklerini tanıtmak aslında hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bir şehir ne kadar çok tanınırsa, o kadar gelişir; ne kadar çok ziyaretçi çekerse, o kadar güçlenir.
Turizmi gelişmiş şehirlerde yaşayan insanlarla konuştuğumda, “bizde herkes kazanıyor, dilencimiz bile zengin oldu. ” diyorlardı.
Çünkü turizm sadece otelleri değil; esnafı, üreticiyi, sanatçıyı, sağlık sektörünü yani herkesi kalkındırır.
Bu yüzden Elazığ için de aynı bilinci oluşturmak bizim elimizde.
Başka şehirleri gezdiğimde yollarda elindeki ürünleri satan kadınları , köylüleri görüyorum.
Bunları gördükçe üzülüyorum.
Neden benim şehrimde köylüler bu imkana sahip değil diye.
Esnaf kazandıkça şehir kazanır, şehir kazandıkça bizler de daha güçlü bir geleceğe sahip oluruz.
Elazığ, sahip olduğu doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle adeta keşfedilmeyi bekleyen bir turizm cennetidir. Örneğin Hazar Gölü, berrak suyu ve sahil manzarasıyla hem yaz turizmi hem de doğa severler için eşsiz bir yerdir.
Göl çevresinde yapılan etkinlikler, kamp alanları ve gün batımı manzaraları şehre gelen ziyaretçileri büyüler.
Daha önce turiz çalıştayında yaptık, turizm çalıştayında kamp yerlerini işaretlettirmiştik. Yani kamp yapanlar artık burayıda görecek haritada.
Tarihe ilgi duyanlar için Harput Kalesi ve Harput bölgesi adeta bir açık hava müzesi gibidir.
Binlerce yıllık geçmişiyle bu bölge; camileri, türbeleri, dar sokakları ve kültürel dokusuyla ziyaretçileri zamanda yolculuğa çıkarır. Aynı şekilde Buzluk Mağarası, yazın serin, kışın ise daha ılık yapısıyla doğanın sunduğu ilginç bir mucizedir.
Elazığ sadece doğal ve tarihi güzellikleriyle değil, kültürel değerleriyle de öne çıkar. Kürsübaşı Geleneği, şehrin en önemli sosyal ve kültürel miraslarından biridir. Bu gelenek, birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden biri olarak misafirperverliğimizi yansıtır.
Bu geleneği yaygınlaştırarak, sıra gecelerine rakip yapabiliriz.
Unutmamalıyız ki bir şehri en iyi tanıtan, o şehirde yaşayan insanlardır.
Bizler Elazığ’ı ne kadar anlatır, ne kadar sahiplenirsek; dışarıdan gelen insanlar da o kadar merak eder ve ziyaret etmek ister.
Sosyal medyada bir fotoğraf paylaşmak, gelen misafirlere rehberlik etmek ya da sadece şehrimizi gururla anlatmak bile büyük bir katkıdır.
Çalıştayda ilgi -alaka çok fazlaydı. Ancak süreklilik olmadı.
Elazığ’ın turizmde hak ettiği yere gelmesi için hep birlikte hareket etmeliyiz.
Çünkü bu sadece ekonomik bir kazanç değil, aynı zamanda kültürümüzü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak demektir.
Şehrimizi tanıtmak, ona sahip çıkmak ve güzelliklerini dünyaya göstermek hepimizin görevidir.
Elazığ bunu fazlasıyla hak ediyor.