HARPUT’TAN GÖBEKLİTEPE’YE |
İnsan, yazıyı icat etmeden çok önce hikâyelerle yaşıyordu. Ateşin etrafında toplanan ilk topluluklar, başlarından geçenleri, korkularını, umutlarını ve gördükleri büyük olayları kelimelere dökerek birbirlerine aktarıyorlardı.
Bu anlatılar sadece vakit geçirmek için değil; hayatta kalmayı öğretmek, dünyayı anlamlandırmak ve kuşaktan kuşağa bilgi aktarmak için vardı. Çocuklar bu hikâyelerle büyüdü, toplumlar bu anlatılarla şekillendi. Bugün “mit” dediğimiz şeyler, aslında insanlığın hafızasıydı. Hikâyeler, insanın kendini ve evreni anlama çabasının en kadim biçimiydi.
Bu kadim hikâyeler, coğrafyalar ve çağlar değişse de birbirine şaşırtıcı biçimde benzer temalar etrafında şekillendi. Mezopotamya’da Gılgamış Destanı, tufanla yüzleşen insanın ölümsüzlük arayışını anlatırken; Nuh Tufanı anlatısı Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da farklı biçimlerde karşımıza çıktı.
Antik Yunan mitolojisinde Prometheus, tanrılardan ateşi çalıp insanlara verdiği için cezalandırılırken; Türk mitolojisinde Erlik ile Ülgen arasında iyilik ve kötülüğün kozmik mücadelesi anlatıldı. İskandinav destanlarında Ragnarök ile dünyanın sonu tasvir edilirken, Maya ve Aztek mitlerinde de döngüsel bir yıkım ve yeniden doğuş inancı vardı.
Kahramanın çağrılması, sınavlardan geçmesi, ölümü göze alması ve dönüşümü; Orta Asya destanlarından Homeros’a, Hint mitolojisinden Kelt anlatılarına kadar insanlığın ortak hikâyesi oldu. Joseph Campbell’ın “kahramanın yolculuğu” diye tanımladığı bu anlatı iskeleti, aslında insanın kendini, korkularını ve umutlarını anlamlandırma biçimiydi.
Bu kadim anlatı geleneği, Anadolu topraklarında çok erken dönemlerden itibaren derin izler bıraktı. Harput ve çevresindeki efsanelerde dağlar, kayalar ve su kaynakları yalnızca coğrafi unsurlar değil; kutsallığın ve ortak hafızanın simgeleridir. Harput Kalesi’ne dair “süt kalesi” efsanesi, insan emeği ile ilahi irade arasındaki sınırı sorgulayan güçlü bir anlatı sunar. Harput’ta bulunan ve halk arasında “ejderha taşı” olarak bilinen figürler ise bu topraklarda kötülükle mücadele, koruyucu güç ve kadim bilgelik fikrinin izlerini taşır.........