menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÇOCUKLARIMIZA NE ÖĞRETELİM?

2 0
latest

Bir çocuğun dünyası, gözlerini açtığı evde başlar. İlk kelimeleri orada duyar, konuşmayı orada öğrenir, ilk anlamları orada kurar, ilk duyguları orada öğrenir. Bu yüzden eğitim, sanıldığı gibi okulda başlamaz; eğitimin temeli evde atılır.

Bu temelin en başında, çoğu zaman fark edilmeden şekillenen ve bireyin hayatına yön veren iki temel değer vardır: sevgi ve saygı.

Çocuk, sağlıklı bir şekilde sevmeyi ve büyüklere saygı duymayı ilk olarak ailede öğrenir; kendine, ailesine ve çevresine karşı tutumunu burada geliştirir. Okul öncesi erken çocukluk döneminde bu iki duygu çocuğun karakterine sağlam bir şekilde yerleşirse, üzerine inşa edilecek tüm değerler daha güçlü ve kalıcı olur.

Çoğu zaman gözden kaçırılan bir gerçek var. Anne babalar çoğunlukla kendi bildikleri şeyleri, çocuklarının da doğuştan bildiği gibi bir yanılgıya kapılırlar. Hatta bu yüzdendir ki çocukları hata yaptığında bazıları “Çocuğum bunu nasıl bilmez? Bu hatayı nasıl yapar?” diye şaşırırlar.

Oysa çocuklar, dünyaya hiçbir bilgiyle gelmez. Ne vatanı tanır, ne milleti bilir, ne bayrağın anlamını bilir, ne doğruyu ne de yanlışı bilir… Çocuğun dünyası, kendisine anlatıldığı kadardır. Eğer bazı bilgiler daha ilk çocukluk yaşlarında anlatılmazsa, ileride eksik kalır. Eğer vatana, millete ve bayrağa dair duygular küçük yaşta hissettirilmezse, bu değerler kalpte kök salmaz.

İşte bu yüzden mesele yalnızca bilgi öğretmek değildir; asıl mesele, bu kavramlara anlam kazandırmak ve çocukların onlarla duygusal bağ kurmasını sağlamaktır.

Vatan, millet, bayrak… Bunlar kuru ve hamasi teorik kavramlar değildir. Bunlar bir çocuğun kalbinde yer bulduğunda anlam kazanan; hisle, duyguyla büyüyen değerlerdir.

Bir toplumu ayakta tutan, onu bir arada tutan en güçlü bağ; bu ortak değerlerdir. Çünkü insanın en derin ihtiyacı, ait hissetmektir. Kendini bir yere ait hisseden birey; daha güçlü durur, daha sağlam yürür ve geleceğe daha umutla bakar.

Ancak bilinmelidir ki bu kavramlar soyuttur ve küçük yaştaki çocuklar soyut kavramları anlamakta zorlanır. Bu nedenle çocuklara vatanı anlatmanın en etkili yolu, onu somutlaştırmaktır.

İlk çocukluk dönemindeki çocuklara vatanı anlatmanın en sade, en etkili yolu onu “ev” gibi somut bir hale getirerek anlatmaktır. Çünkü çocuk evi bilir. Evini sever. Evine zarar gelmesini istemez. O hâlde vatan da böyle anlatılmalıdır:

Nasıl ki bir çocuk evinin kapısını korur, odasını sahiplenir, eşyasına özen gösterir ve zarar gelmesini istemezse; vatanını da aynı duyguyla tanıdığında ona da sahip çıkacaktır. Böylece soyut bir kelime, somut bir duyguya dönüşür. Ve işte o zaman öğrenilen şey bilgi değil, bir bağlılık olur.

İnsan bir süre ekmeksiz kalabilir, açlığa ve yokluğa dayanabilir… Ama vatansız yaşayamaz. Çünkü vatan sadece üzerinde yaşanan bir toprak değildir; güvenin adıdır, kimliğin köküdür, yarının teminatıdır.

Bugün çevremizde yaşanan savaşlar bu gerçeği acı bir şekilde hatırlatıyor. Evlerini terk etmek zorunda kalan insanlar, aslında sadece bir çatıdan vazgeçmiyor; anılarından, düzenlerinden, aidiyetlerinden kopuyorlar. Bu insanların ellerinden alınan sadece maddi imkanları değil, ait olduğu yerdir. Ve insan, en çok ait olduğu yeri kaybettiğinde eksilir.

Bu yüzden vatan sevgisi; bir slogan değil, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması gereken bir bilinçtir.

Okul ise bu bilincin derinleştiği, yeşertildiği ve sağlamlaştırıldığı yerdir. Öğretmenler bu kavramları bilgiyle destekler, tarihsel örneklerle güçlendirir ve anlamını derinleştirir. Ama unutulmamalıdır ki evde kökleri olmayan evde kök salmayan hiçbir değer, okulda kalıcı olamaz. Bu yüzden aile ve okul, bir ağacın kökü ve gövdesi gibidir. Biri olmadan diğeri ayakta duramaz.

Dünyanın farklı ülkelerinde de bu gerçeğin izlerini görürüz. Hepsi aynı gerçeği söyler: Eğitim, önce evde başlar.

Bugün çocuklarımıza bırakabileceğimiz en kıymetli miras; yalnızca bilgi değil, güçlü bir aidiyet duygusu; vatanına, milletine ve bayrağına gönülden bağlılıktır.

Bir bayrağın neden ve nasıl da özgürce dalgalandığını hissettirmek… Birlik olmanın ne anlama geldiğini göstermek…

 Ve hayat boyu onun karakterine dönüşür.


© Günışığı Gazetesi