ÇOCUKLARDA KARDEŞ KISKANÇLIĞINA DİKKAT
Yeni bir kardeş haberi, yetişkinler için çoğu zaman neşe ve umut demektir. Bu haberin getirdiği yenilikle ev genişler, kalpler çoğalır, gelecek yeniden düşünülür ve planlanır. Ancak aynı haber, evdeki diğer bir çocuk için her zaman bu kadar parlak ve heyecan verici olmayabilir.
Kıskançlık nereden doğar?
Çocuklar dünyayı ben-merkezli algılar. Özellikle 2–7 yaş aralığında çocuk için ebeveyn ilgisi, güvende olmanın, sevilmenin ve var olmanın en temel kanıtıdır. Aileye yeni bir bebek katıldığında bu ilginin bölündüğünü hisseden çocuk, “Artık eskisi kadar sevilmiyorum” düşüncesine kapılır. Bu düşünce bilinçli, mantıksal bir çıkarım değildir; çocuğun iç dünyasında çalan duygusal bir alarmdır.
Kısacası gelişim psikolojisi, kardeş kıskançlığının bir sorun değil, doğal ve anlaşılır bir tepki olduğunu vurgular. Çocuklar arasındaki kıskançlığın ne düzeyde yaşanacağı ise büyük ölçüde ebeveynlerin tutum ve davranışlarına bağlıdır.
Bu durum bilinçli bir düşünceden çok, çocuğun kendini korumaya çalıştığı bir savunma mekanizmasıdır. Bu yüzden kardeş kıskançlığı; altını ıslatma, öfke nöbetleri, söz dinlememe, içe kapanma ya da tam tersine aşırı dikkat çekme çabalarıyla ortaya çıkabilir. Yetişkin bakış açısıyla anlamsız ya da abartılı görünen bu davranışlar, aslında çocuğun ‘beni fark edin’........
