MAJÜSKÜL HARFLERİ İLE YAZILMIŞ BİR BEN

Türk edebiyatının önemli isimlerinden Necip Fazıl, 25 Mayıs 1983'te hayata veda etmişti.Rahmetle anıyoruz Üstâd'ı.

Zahmetin adamıydı o; zordu, adamın canını okurdu kelimelerle. Düşmanı için azap, dostu için kazançtı. Ele avuca sığmayan bir zekâsı, sarsılmaz bir imanı ve nefsinde inanılmaz bir davası vardı; o da İslam'dı.

Yalnızdı ki bunu şöyle ifade etmişti “Ben bir solo şarkıcıyım." Fikri ve kalbi ıstıraplarının kaynağı bu yalnızlıktı yahut neticesi. Çile şairiydi o! Ne kadar da güzel benzetmeler ve ne kadar da isabetli tespitler! "Gördüm ki ateşte, cımbızda yokmuş Fikir çilesinden daha büyük işkence!" Burhan Belge onun için şunları söylemişti “Necip Fazıl, majüskül harfleri ile yazılmış bir 'ben'dir." Ne kadar da isabetli bir tanım, ne de yerli yerinde bir ifade. O kadar ben doluydu ki içi bazı nüktelere dahi mevzubahis olmuştu. Bir gün kendisine, bir dostu: -Üstâd, dünyada iki büyük şair var, demiş. Necip Fazıl'ın tepkisi şu olmuş: -Öteki kim?

Yine onu enaniyetini ifade etmek için Cemil Meriç'in dediklerine bakalım “Üstad, kanatlarının ihtişamından yere konamayan bir tavus kuşunu andırır." Bir başkası da “Enaniyeti olmasaydı velayete ulaşırdı." demiştir.

Ah Üstâd! Sözcüklerinin ve cümlelerinin her biri kat kat ve hepsi de apayrı bir tat! Yazma eylemi için şunu söylemişti: "Kalemine yüreğinden kan çek!" diye. Oyun yazarıydı, düşünce, tarih… Şairdi, hikâyeci, romancı… Fikir adamıydı, aksiyon. Siyasetçiydi, dergiciydi, tasavvufçu… Hatipti, dava adamıydı. Daha ne olsun? “Bir Adam........

© Günışığı Gazetesi