BUYURUN CENAZE NAMAZINA

Dün İstanbul’da öğrencisi tarafından bıçaklanarak katledildi bir öğretmen… Bir öğretmen ve bir öğrenci de yaralandı. Hayatını kaybeden meslektaşıma rahmet, yaralanan ve tedavi gören öğretmen ve öğrencimize şifa diliyorum, bunların müsebbibi olan caniyi de lanetliyorum.

Ki öldürülen öğretmenimiz “Can güvenliğimiz yok!” diye de uyarmış herkesi. Zaten biz de uyarı sistemleri her şey vuku bulduktan sonra duyulur. Çünkü öğrenci psikopat da manyak da olsa okulda tutulmalı anlayışı var. Şunun altını çizerek söylüyorum -Bu tipteki öğrencileri kastediyorum.- yoksa pırlanta öğrencilerimiz de çok…

“Bıçak ve öğrenci…”“Öğretmen ve ölüm…” Bu ülkede ciddi manada yaş ayırmaksızın söylüyorum “insan” olma sorunu var.“merhamet” sorunu…“vicdan”…“ahlak”… Bunları okulda veremezsiniz gençlere eğer gençlerin içinde bunlar namına hiçbir şey yoksa!

Bakın liseye gelmiş bir gençten bahsediyoruz, bir katilden, caniden… Psikolojik sorunları var demeyin sakın! Varsa bu katilin yeri okul mu hastane mi? Liseye kadar bu bıçaklı yaratığın nasıl geldiğini anlatamazsınız bana. Hiç mi içindeki katili görmediniz? Hiç mi pimi çekilmiş el bombasını fark etmediniz? Öğretmen fark etse de bu durumu, elinden bir şey gelmez fark edip uyardığıyla kalır. Kime ne anlatabilir ki? Bakın etti de ne oldu?

Bu çocuğun “Psikolojik sorunları var.” deyin bakalım. “Tedavi görmesi lazım.” şeklinde de ısrar edin. Kabul ederler mi? Ya çocuğunun sigara içtiğini, küfür ettiğini dahi kabul etmeyen “Benim çocuğum asla etmez / yapmaz!” diyen anne babalar var. “Bakın bu çocuk bu haliyle okulda olmamalı.” diye belirtin idareye… Baskılanır öğretmen, hem içten hem dıştan… Meşhur hikaye başlar “Öğrenciyi okulda tutalım, bu sizin çocuğunuz da olabilir vesaire vesaire…”Buyurun cenaze namazına o zaman!

Herkesin spor, ekonomi, tarih, siyaset vb. konularda uzman olduğu ve bir tek kendisinin ve sevdiklerinin kusurlarını görmede noksan olduğu ülkede yaşıyoruz. “Benim çocuğum yapmaz!” dediğimiz her şeyi de ne yazık ki acı şekilde deneyimleyerek öğreniyoruz.

Çocuk hastaysa tedavi görür. Çok mu kötü bir şey söylüyorum. Bırakın okulu sokakta dahi gezmemeli böyleleri. Yolda yürürken biri sizi bıçaklayabilir. Araba sürerken biri levyesini alıp başınızı patlatabilir. Parkta otururken biri size sebepsiz yere musallat olabilir. Eşinizin çocuğunuzun yanındayken eften püften bir sebepten dolayı biri burnunuzu kırabilir eşinize ve çocuğunuza zarar verebilir. Uluorta küfredebilir biri size. Bıçak ya da silah çekebilir. O zaman bunları yapanları toplum içinde mi tutmamız gerekiyor ya da evde anne babasına da bunları uygulayanı evde mi tutmalıyız?

Tedavilik, hastanelik, hapislik insanları salıyoruz çarşıya meydana. Gönderiyoruz okula… Sonra da en süslü cümlelerle “Kusura bakmayın, sizi bir nevi biz öldürdük çünkü gerekli önlemleri almadık ama taziye yahut geçmiş olsun dileklerimizi kabul edin.” diyoruz.

“İyilik ve güzellik…”“Doğruluk ve dürüstlük…”“Ahlak ve terbiye…”“Saygı ve sevgi…“Öğretmen ve öğrenci…”“İnsan ve yaşam hakkı…” Bakın böylesine birbirine yakışan, yan yana muhteşem duran içi dopdolu kavramlar varken nelerle uğraştığımızı görün okullarda.

Bakın dünya ne halde… O zaman çocuklarımıza sahip çıkmalı, onları her yönden sağlıklı bireyler olarak yetiştirmeli, milli değerlere sahip ülkesini ve insanlarını sevip saygı duyan, börtü böceğe dahi ulu nazarı olan, uyuşturucu ve terörden uzak duran bireyler olarak yetiştirmeliyiz. İnanın bu en az uçak ve füze kadar önemlidir. Ağacın kurdu içinde olursa yerelde bu vahim olay genelde de düşmanla işbirliği yapan hainler yetiştiririz.

Dün bir öğretmen öldürüldü okulda. Bir öğretmen ve bir öğrenci de yaralandı. Oysa okulda kalem olmalı öğrencinin elinde bıçak değil. Yaşatmak olmalı beyninde öldürmek değil. Sevgi olmalı kalbinde nefret değil…


© Günışığı Gazetesi