TÜRKİYE ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI DENKLEMİNDE NEREDE DURUYOR? |
Tarih, Türkiye’yi coğrafi olarak her zaman “denge noktası” olmaya zorladı. Bugünse bu denge, sadece kara sınırlarıyla değil; enerji akışları, ticaret rotaları ve yeni teknolojik egemenlik alanları üzerinden yeniden tanımlanıyor.
Türkiye, üçüncü dünya savaşının olası üç cephesine de eşit uzaklıkta, ama aynı zamanda eşit derecede yakın bir ülke konumunda.
Yeni “Jeoenerji” Dönemi
Kafkasya’dan Akdeniz’e, Rusya’dan Basra’ya uzanan enerji hattı üzerinde Türkiye, 21. yüzyılın enerji kavşağı haline geldi.
TANAP, TürkAkım, Ceyhan Limanı, Akkuyu ve Karadeniz gazı; yalnızca enerji projeleri değil, jeopolitik kaldıraç unsurlarıdır.
Küresel savaşın enerji cephesinde Türkiye’nin önemi iki yönlü:
Batı için: Rusya’ya karşı alternatif enerji güvenliği hattı.
Doğu için: Avrupa’ya açılan lojistik ve enerji geçidi.
Bu denge, Türkiye’yi “taraf olmayan ama herkesle konuşabilen ülke” statüsüne taşıyor.
Yani üçüncü dünya savaşının enerji satrancında Türkiye, oyunun ortasındaki karedeki piyon değil, yön değiştiren vezirdir.
Yeni Caydırıcılık Dönemi
Türkiye son 10 yılda kendi caydırıcılığını inşa etti. Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi sistemler, yalnızca savaş teknolojileri değil; jeopolitik pazarlık araçları haline geldi.
SİHA ihracatı, Afrika’dan Orta Asya’ya kadar bir “yumuşak güç doktrini” yaratıyor.
Bu doktrin,........