SESSİZLİK VE BOŞLUK

“Sessizlik, en keskin reddin adıdır.”

Suskunluk… bir bakışın ardından gelen boşluk, dudakların kıpırdamaması, beklenen kelimenin havada asılı kalıp yere düşmemesi. O an kalbin daha hızlı çarpıyor, zihnin sorularla dolup taşıyor: “Niye bir şey söylemedi? Ben mi hata yaptım? Yoksa artık hiç umursamıyor mu?” Dakikalar saatlere dönüşüyor, saatler günlere… Sessizlik, sadece bir boşluk değil, koca bir duvar gibi yükseliyor araya. Ve anlıyorsun: en ağır yük, söylenmeyen sözün ağırlığıdır.

“Sessizliğin verdiği zararı iyileştirecek bir kelime yoktur.”

Sessizlik, insan ilişkilerinin en sancılı ve gözden kaçan gerçeklerinden birini yüreğimize çivi gibi çakar. Sessizlik çoğu zaman huzur ve dinginliğin simgesi olarak yüceltilir; oysa ilişkiler söz konusu olduğunda, özellikle de beklenen bir sözün yerine geçtiğinde, pasif bir boşluk olmaktan çıkar ve aktif bir yıkım aracına dönüşür. Peki, basit bir “ses........

© Günışığı Gazetesi