Pandemi ve Tekinsizlik
Pandemi yalnızca bir sağlık krizi değildi; modern dünyanın nasıl işlediğini çıplak hâle getiren küresel bir stres testiydi. Eve kapandık, ama asıl kapatılan bedenlerimiz değil, hareket alanımızdı. Güvenlik söylemiyle meşrulaştırılan yeni düzen, biyopolitikanın en saf hâlini sahneye koydu: Kim yaşayacak, kim dolaşacak, kim temas edecek, kim izlenecek?
Bu yüzden Haneke, Kubrick ve Polanski sineması bugün bir nostalji değil; bir teşhis metni gibi okunuyor. Çünkü onların sineması felaket anını değil, felaketin normalleştiği ânı anlatır.
Polanski’nin Repulsion’ında ev, karakteri korumaz; onu çözer. Pandemiyle birlikte ev, benzer biçimde bir denetim hücresine dönüştü. Evden çalışmak özgürlük gibi sunuldu, oysa mekânın sınırları silinirken zamanın sınırları da çöktü. Özel alan kamusal denetimin içine alındı.
Bu, klasik iktidar biçimi değil; dijital imparatorluğun iktidarıdır. Kapıyı polis değil, algoritma çalar. Ev artık güvenli bir iç mekân değil, ölçülen, izlenen ve optimize edilen bir veri üretim alanıdır.
Yakınlık Çökerken İtaat Derinleşti
Haneke’nin Funny Games’i........
