menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

OKURYAZARLIK: MAKİNE İNSANIN DOĞUŞU

18 1
27.01.2026

Tarih, hangi pencereden baktığınıza göre başka başka hikâyeler anlatır. Resmî anlatının dışına çıktığınızda ise karşınıza tek bir büyük ilerleme masalı değil; insanın bedeninin ve zihninin, her çağda nasıl “yönetilebilir” bir kaynağa dönüştürüldüğünün uzun hikâyesi çıkar. Sanayi Devrimi’nden dijital çağa uzanan hat, tam olarak bu dönüşümün izlerini taşır.

Sanayi Devrimi denince akla buhar makinesi, fabrika bacaları gelir. Oysa asıl sessiz devrim, iş gücünün yeniden biçimlendirilmesiydi. İşçiden düşünmesi değil, talimat okuması beklendi. Okuryazarlık, bir özgürleşme ideali olarak değil; makine düzeninin sürdürülebilmesi için gerekli asgari beceri olarak yaygınlaştırıldı. Fabrika, sadece üretim mekânı değil, disiplinin öğretildiği bir okuldu. Saatle yaşayan, ritmini makineye uyduran “makine insan” böyle doğdu.

Savaşlar ve Nüfusun Stratejikleşmesi

yüzyıla gelindiğinde savaşlar, insan gücünün nasıl seferber edileceğini öğreten büyük laboratuvarlara dönüştü. Birinci Dünya Savaşı, milyonlarca insanın cepheye sürüldüğü ilk “toplam savaş”tı. Bu, bilinçli bir nüfus azaltma projesi değildi; ama savaşın ardından devletler için nüfus artık sadece demografik........

© Günışığı Gazetesi