CALİGULA’NIN GÖLGESİNDE YEDİ YALAN

Normalleşme. Evet, tam olarak bu. Her şeyin yeniden tahmin edilebilir olmasını istiyorum.

İmparator Augustus 40 yıl hüküm sürdü. Ardından Tiberius 22 yıl daha istikrar sağladı. Serttiler, sevilmezlerdi belki. Ama yönetme işini ciddiye alıyorlardı. Sonra Caligula geldi ve her şey akıl almaz bir hızla çöktü.

Şimdi de öyleyiz sanki. Mevcut Amerikan Başkanı – evet, Trump’tan bahsediyorum – bir tür modern Caligula. Kendini insanüstü sanıyor. Canı ne isterse onu yapıyor. Sonuçları umursamıyor.

O sahneye çıkmadan önce dünya nispeten barışçıl bir dönem yaşadı. Tabii ki savaşlar vardı. Ama çoğumuz için uzaktı. Covid-19’da beceriksizliği apaçık ortadayken, Amerikalılar bu adamı yeniden seçtiler. Ve işte buradayız.

Trump’ın bir günde 7 kez yalan söylediğini görüyorum. Bu sayı tesadüf mü, yoksa yedi büyük günaha bir işaret mi? Kibir – kendini tanrı görmek. Açgözlülük – çıkar için yalan. Şehvet – güç şehveti. Kıskançlık – her başarılıyı düşman bilmek. Oburluk – itibar doymazlığı. Öfke – saldırgan tweet’ler. Ve tembellik – gerçekleri araştırmamak.

Her bir yalan, bu yedi ölümcül günahın bir tezahürü olabilir mi? Bence evet.

Papa ile eğlence olsun diye tartışmak. Sosyal medyada çılgın deepfake görüntüler paylaşmak. Seçmenine “söz verdim yaparım” derken her gün yeni bir yalan üretmek… Bu sadece bir karakter sorunu değil. Bu sistemik bir sapkınlık.

Şimdi de İran üzerinden analiz edeyim. Trump’ın İran politikası, yedi günahın canlı bir dersidir. Süleymani suikastı – kibir ve öfke. Nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmek – hilekârlık ve açgözlülük. “Maksimum baskı” yalanıyla milyonlarca İranlıyı ilaçsız bırakmak – acımasızlık ve oburluk.

Bugün İran’da sokaklara dökülen........

© Günışığı Gazetesi