ANNEMİN OĞLU OLMAK |
Küçük bir çocuk düşünün. Annesi odadan çıktığında dünyası yıkılır gibi ağlar, onun kokusunu arar, babası annesinin elini tuttuğunda ise tuhaf bir kıskançlıkla araya girmeye çalışır.
Zaman geçer, bu çocuk büyür. Yirmi, otuz, hatta kırk yaşında koca bir adam olur; ama hâlâ günün ortasında annesini arayıp "Ne yedin anne?" diye sorar. Her sıkıştığında arkasını anneye döner.
Peki, bu saf bir ana kuzuluğu mu, yoksa altında daha derin bir psikolojik hikâye mi var? Gelin bunu, herkesin anlayacağı bir dille, günlük hayatımızdan örneklerle masaya yatıralım.
Freud ve O Masum Görünümlü "İlk Aşk"
Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud, tam da bu noktada dikkat çekici bir iddia ortaya atar: "Erkek çocuk, ilk aşkını annesine yaşar."
Buna psikolojide Oedipus kompleksi denir. İsmini, bilmeden babasını öldürüp annesiyle evlenen eski bir Yunan kralından alır. Tabii ki burada mecazi ve bilinçdışı bir durumdan bahsediyoruz. Freud’a göre 3-6 yaş arasındaki her erkek çocuk, annesini herkesten çok kıskanır, ona aşık olur ve babasını da bir "rakip" olarak görür.
Ancak sağlıklı bir çocuklukta bu hikâye şöyle çözülür: Çocuk bir süre sonra anlar ki annesi babasındır ve babası çok güçlüdür. Onu alt edemeyeceğini, annesini ondan alamayacağını fark eder. Çocuk korkar (buna psikanalizde kastrasyon kaygısı denir) ve strateji değiştirir: "Madem........