ALTIN YUMURTLAYAN TAVUK |
Sabır ile Açgözlülük Arasında Bir İlişki
La Fontainden’den masallarını bilirsiniz. İnsanın içindeki karanlığı, aydınlığı çok yalın ama bir o kadar da derin anlatır. “Altın Yumurtlayan Tavuk” da işte o masallardan biridir. Bir adam vardır, her gün altın yumurtlayan bir tavuğu vardır. Ama sabırsızlık ve açgözlülük yapıp “daha ne bekliyorum, hepsini bir anda alayım” der ve tavuğu keser. İçinden de hiçbir şey çıkmaz. Sonra bakar ki ne tavuk kalmıştır ne de gelecekteki bütün altınlar.
Romantik ilişkilerde de çoğu zaman farkında olmadan aynı şeyi yaparız. Tek farkla: Tavuk artık bir hayvan değildir. O, bir insanın kalbidir, ilişkinin ta kendisidir. Altın yumurtalar da ilişkinin içinde zamanla ortaya çıkan küçük ama değerli anlardır. Bir bakış mesela, bir söz, birlikte geçirilen sıradan bir gün…
Sabırsızlık Bağı Zedeler
Masaldaki adam, her gün gelen o tek yumurtanın değerini göremedi. Oysa asıl zenginlik, o süreklilikteydi. İlişkilerde de maalesef aynı sabırsızlık var.
Her şey çok hızlı netleşsin isteriz. Duygular hemen derinleşsin bekleriz. Karşımızdaki kişi bize hemen, tam anlamıyla açılsın isteriz. Ama bir insanın kalbi aceleye gelmez. Güven, yakınlık, sevgi… Bunlar zaman içinde, küçük küçük, tekrar eden anlarla inşa edilir. Sabırsızlık bu süreci hızlandırmaz, tam tersine ilişkiyi........