TÜRKİYE VE ELAZIĞ’DA TÜRK OCAĞI
İnsan, sabahın seher vaktinde uyanınca gün içerisinde ne yapacağını, ne yapması gerektiğini, yapması gerekenin ne olacağını düşünmesi ile düşündükleri üzerinde bir program yapması güzel.
Zamanın daha sağlıklı yaşanması adına çok önemli olduğu gerçeğini ifade etmekle güne başlamak bir başka güzel..
Hele de varlık sebebi olup az veya çok huzurla yaşadığı ülkesi ve varlık membaı il için girmiş olduğu yeni yılın ikinci haftasının seher vaktinde ve sonraki günlerin seherinde neler yapılması gerektiği üzerinde bir program yapması.
Millet olarak varlığımızın sebebi, tüm unsurlarıyla asırlardır bir arada yaşamış ve İslam’ ın bayraktarlığını yapmış ve halen daha yapmakta olan Aziz Türk Milleti olarak varlığımızın sebebi Türkiye ve bizlerin yaşam sürdüğü il Elazığ’ dır.
Türkiye ve Elazığ’ da Türk Ocağı’ dır. Bugün üzerinde program yapıp konuşacağımız, yaptıklarını dile getireceğimiz konu.
Zaman dedik, Zamanın sağlıklı yaşanması dedik.
Zaman, harcandığında geri dönüşü olmayan, hiç mi hiç geri dönüşü olmayan üç ana hazineler içerisinden biridir.
O nedenle zamanı, gün ve günlerin zamanını sağlıklı ve yerinde yaşamak ve geçirmek gerek.
Öyle veya böyle 2024 Yılı’ nı geride bırakıp 2025 Yılı’ na girmiş ve ikinci haftasını yaşamaya başlamış bulunmaktayız.
Yeni girdiğimiz yıl hakkında şimdilik bir şeyler söyleme ve yorumda bulunma lüksümüz yok, Mevla’ nın takdiri sonucu yarın neler görecek ve neler yaşayacağımızı bilemediğimiz için.
Ancak, 2024 Yılı hakkında bir şeyler söyleme, hele de Sivil Toplum Kuruluşları’ n dan bazıları hakkında ki bunlardan biri yaptığı çalışmalarla göz doldurup ses getiren Türk Ocakları Elazığ Şube Başkanlığı hakkında bir şeyler söyleme ve ifade etme lüksümüzün olduğunu söyleyebiliriz.
Öncelikle, yıllar önce tarihi ve edebi şahsiyetlerce kuruluşu gerçekleşen Türk Ocakları Genel Merkezi dışında hemen her ilde Türk Ocakları Şube Başkanlığı’ nın kurularak var olduğunu ve buraların siyaset üstü bir kuruluş olduğunu ifade edelim.
Bu kuruluş, Türk olan ve kendilerini Türk hisseden ve kabul eden hemen herkesin gidebileceği, imkanları doğrultusunda sundukları hizmetten istifade edebilecekleri sıcak bir yuva, sığınılacak bir liman, ihtiyaç duyulduğunda gönül rahatlığı ile baş vurulabilinecek sıcak ve bir o kadar nezih bir mekandır. Her şeyden öte yukarıda ifade ettiğimiz üzere siyaset üstü bir mekan, sevginin ilmik ilmik işlendiği ve sevgi kaynaklı kucaklaşmanın gerçekleştiği, menfaat ve çıkarın olmadığı gibi olmaması gereken bir ocaktır,
Ne Mutlu Türküm Diyene ve diyebilenlerin ocağıdır. Türk Ocağıdır vesselam.
Evet; Türkiye ve Elazığ’da Türk Ocağı
Cennet misali ülkemiz Türkiye hakkında bir şeyler söylemeye kelimeler kifayet etmez her ne kadar inanç zafiyeti gereği nankörlüğü sanat edinmiş bazı zevatlar karalama ve birilerine peşkeş çekme gayretinde olsa da.
Yine cennet misali ülkemizin doğu yakasında olup tarihi kadim bir şehir ve kültür yelpazesi geniş, eskilerin ifadesiyle doğunun Paris’ i dedikleri ve şimdinin yeterince ilgilenilmediği, vatandaşlar tarafından ifade edildiği üzere yanı başımızda ki komşu il Bingöl’ ün gerisinde kalmış bulunan varlık membaımız Elazığ’ la ilgili bir şeyler söylenebilinir. Hele de, ama tek ama bazı STK larla ortaklaşa çok anlamlı çalışmalar yürüten Türk Ocakları Elazığ Şubesi Başkanlığı hakkında.
Elazığ Türk Ocakları Şube Başkanlığı’ nın kuruluş tarihi 1999 dur. Türk Ocağı’ nın var oluşu Elazığ’ın yetiştirmiş olduğu değerli şahsiyetlerden büyüğümüz merhum Mustafa Kürklühatipler Ağabeyimizin kurucu başkanlığı ile başladı. Merhum ağabeyimizin vefatı sonrasında çok kıymetli ve değerli ağabeyimiz Dr. Ahmet Eren Bey ile devam edip,
Prof. Dr. Rahmi Doğanay-Ahmet Yürten-Lütfü Parlak-Habip Yaşa-Doç.Dr. Birol Bulut-Vahit Dabak Beyler’ le bugüne gelmiş ve bugün başkanlığını yürütmekte bulunan Fırat Üniversitesi Tarih Böl. Hocamız, kıymet bilir ve kadirşinas Prof Dr. Sn. Yavuz Haykır Bey ile devam etmekte.
Elazığ’da, Türk Ocağı’nın kurulduğu tarihten bu yana topluma yansıyan yönüyle en etkili dönemlerin yaşanmasına vesile olanların kurucu başkan merhum M. Kürklühatipler-dışarıdan konuk getirtmesiyle Eğitimci Habip Yaşa- duyarlılığı ile kendini hissettiren, var olan binanın alınışı, yani ocağa mülk edinişini sağlayan Doç. Dr. Sn. Birol Bulut Bey döneminde yaşandığını,
Almış ve sürdürmekte bulunduğu eğitim ve teşkilatçı yönünden olacak ki toplumsal sorunlara karşı çok daha hassas ve duyarlı olması hasebiyle etkili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde geniş bir yelpazede kültürel alanların tanıtımına da vesile olacak çok anlamlı etkinliklerle hizmete devam eden Prof. Dr Yavuz Haykır Bey diyebiliriz. Bunun böyle olduğunu sadece biz değil birçok insanın söyleyip dillendirdiğini ve takdir ettiklerini biliyoruz.
Elazığ Türk Ocağı Şube Başkanlığının 2024 yılı içerisinde yapmış olduğu etkinliklerin son örneği; Moderatörlüğünü Doç. Dr. Hacı Bayram Tosun Bey’ in yaptığı,
Konuşmacı olarak katılım sağlayan Prof. Dr. Sn. Edibe Pirinçci- Dr. Öğr. Üy. Sn. Kevser Tuncer Hoca hanımlar,
Doç. Dr. Sn. M. Gürkan Gürok Bey hocamız ve İl Emniyet Müdürlüğünde Narkorehber görevlisi Sn. Eyüp Esengül Beyin sunum yaptıkları Bağımlılık ve Bağımlılıkla Mücadele isimli bir panelin gerçekleştirilmiş,
Ve de bu anlamlı panelin gerçekleştiği yerin Elazığ-Harput’un yetiştirmiş olduğu edebi şahsiyet, Şair yönü ağır basan merhum A. Tevfik Ozan Ağabeyimizin adının verildiği kongre merkezinin olması ile konuya duyarlı kitlenin yoğun bir kalabalık oluşturması.
Söz konusu bu panel gerçekten çok ama çok önemli bir konu idi. Toplumun içinde bulunduğu çıkmazı dile getiren ve ailelerin feryad ederek çare bulunmasını talep ettiği bir konu idi.
Sayın başkanın yaptıkları icraat içerisinde; Aziz Türk Milleti’nin huzur ve refahı, milli hassasiyetlerine parmak basması noktasında geçmişte hizmet etmiş ve bugüne kadar da koşulsuz hizmet etmekte olan değerlere karşı vefa göstergesi olan ev ziyaretlerinde bulunulup onure edilmeleri de takdire şayan bir hizmet ve çalışmadır diyebiliriz.
Zaten insanda, var olması gereken en önemli hasletlerden biri milli ve manevi değerleri bilip o çerçevede hizmet ederken yaşanmamış olan güzellikleri yaşayıp yaşatarak ezber bozması, yani düşünülmeyeni düşünüp hayata geçirmesidir.
O nedenle diyoruz ki; sayın başkanımızın bugüne kadar yaşanmamış olan bu icraatı, bu sosyal faaliyeti gerçekleştirmesi ezber bozan bir icraat ve faaliyettir. Bu uygulamanın gecikmeli de olsa uygulanıyor olması çok önemli ve kıymetlidir. Toplumun dayanışma ve bütünleşme içerisinde olması ile kucaklayıcı olmasından öte hizmet aşk ve şevkinin devamlılığı noktasında çok önemli görmekteyiz bu ve benzeri etkinlikleri.
Bu nedenle; Türk Ocakları’ nın varlığı çok önemli olduğu kadar yok oluşu gayreti içerisinde olanların varlığından haberdar olmakta o kadar önemlidir.
Sonuç olarak; Milli ve manevi kimliği inkar edilemez olan bu kuruluşta ülkenin birlik- beraberlik ve bütünlüğü ile milletin aydınlık günlerde milli ve manevi değerlerine bağlı kalıp huzur ve refah içerisinde bir yaşam sürmesi adına kurulduğu günden bugüne kadar aşk ve şevkle hizmet eden her değerden, her değerli tarihi ve edebi şahsiyetten Allah razı olsun diyoruz.
Ahrete irtihal edenlere gani gani rahmet ve mağfiret, hayatta olanlara da sağlıklı- sıhhatli hayırlı ömürler diliyoruz. İyi ki varmışlar, iyi ki Türk’ ün ve kendilerini Türk kabul edenlerin yuvası- evi- barkı olan Türk Ocakları’ nı kurmuş ve hizmet etmiş olmalarıyla beraber hizmetin devamlılığını var olan nesle bırakmışlar Ne Mutlu Türküm Diyene’ ler ile Aziz vatanın Aziz Sahipleri.
AYETLER
*Hayır, onların âhiret hakkındaki bilgileri yetersiz kalmıştır; dahası, bu hususta şüphe içindedirler; bunun da ötesinde onlar âhiretten yana kördürler. Neml:66
*İnkârcılar dediler ki: “Sahi, biz ve atalarımız toprak olunca mı diriltilip (hayat alanına) çıkarılacak mışız? Neml:67
*Doğrusu bu tehdit bize yapıldığı gibi daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Ama bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” Neml:68
*De ki: “Yeryüzünde dolaşın da günahkârların sonu nice oldu, görün!” Neml:69
*Sen de onların yüzünden üzülme, tuzak kurmalarından dolayı da canını sıkma. Neml:70
GÜZEL SÖZLER
*Kainatın yaratılışı ile güzelliğini sağlayan ve de yaratılışın mayası olan sevgi ve sevgi kaynaklı tebessüm denen iksir insanda olandır. M. Dursun Aksoy
*İnsanda, var olması gereken en önemli hasletlerden biri milli ve manevi değerleri bilip o çerçevede hizmet ederken yaşanmamış olan güzellikleri yaşayıp yaşatarak ezber bozması, yani düşünülmeyeni düşünüp hayata geçirmesidir. M. Dursun Aksoy
ADAM VAR
Adam var cihanı tir tir titretir
Adam var yalınız kalmaya korkar
Adam var hem ilim-irfan öğretir
Adam var kalemi almaya korkar
Adam var çirkefe gider bulaşır
Adam var gönlünde güzellik taşır
Adam var kovarsın, zorla sırnaşır
Adam var beklersin gelmeye korkar
Adam var hep güçlü yanında durur
Adam var makama zorla oturur
Adam var devletten lop lop götürür
Adam var iğneyi çalmaya korkar
Adam var tüm cihan yıkılsa aymaz
Adam var sözünün eridir caymaz
Adam var dünyayı yese de doymaz
Adam var ekmeği bölmeye korkar
Adam var görünce gıpta edersin
Adam var yanından kaçıp gidersin
Adam var acaba adam mı dersin
Adam var bir insan olmaya korkar
Adam var harabe eder yeniyi
Adam var zehreder ayı, seneyi
Adam var köşk eder yıkık haneyi
Adam var karpuzu dilmeye korkar
Adam var zor demez dağı kucaklar
Adam var içinde ne sırlar saklar
Adam var Azrail’ ayakta bekler
Adam var yatakta ölmeye korkar
Vedat Yılmaz/Elazığ
KAYBETME
İşin ilim olsun.
Ruhun şifa dolsun.
Ömrün huzur bulsun.
Yolunu kaybetme.
Uğraş işini kur
Engelleri savur
Zulme karşı dik dur
Dostunu kaybetme.
Ele atma kara
Cana açma yara
Özü Hak’ta ara
Rabbini kaybetme.
Gıyasettin Güneş/Elazığ-Kovancılar
